Her yıl 18-24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Müzeler Haftası, aslında yalnızca tarihi eserlerin hatırlandığı bir hafta değildir. Bu hafta; geçmişimizi, kültürümüzü, millet olarak taşıdığımız hafızayı yeniden fark etme haftasıdır.
Çünkü müzeler sadece taş, ahşap ya da eski binalar değildir…
Müzeler, zamanın susup tarihin konuştuğu yerlerdir.
Bazen bir savaş hatırası, bazen yüz yıllık bir eşya, bazen de eski bir el emeği eser; insana bir milletin nasıl yaşadığını sessizce anlatır.Yaklaşık 12 yıldır Akşehir Müze Müdürlüğü bünyesinde görev yapan birisiyim ve haftanın 3 günü birer gün ara vererek Akşehir’imizin 3 güzide müzesinde de güvenlik olarak nöbet tutuyorum. Akşamdan sabaha ziyaret yok elbette ama gündüzleri oralarda olduğum ve gözlemleyebildiğim kadarıyla şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; müzeler yalnızca yerli yabancı turistlerin ya da yerel halkın gezdiği yerler değildir. Müzeler, toplumların aynasıdır.
Akşehir gibi tarihi ve kültürel yönü güçlü bir şehirde görev yapmak ise ayrı bir anlam taşımakta ve kendimi de bu konuda bir makaleyle sizlere ulaşmayı istemek bu yazımda bu hafta sebebiyle elzem oldu.Haftanın belirli günlerinde nöbet tuttuğum Batı Cephesi Karargâhı Müzesi, Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi ile Taş Eserler Müzesi; sadece Akşehir’in değil, Anadolu’nun da hafızasını taşımaktadır.
Özellikle Batı Cephesi Karargâhı Müzesi’ni gezen bir insan, Kurtuluş Savaşı’nın hangi ruhla kazanıldığını daha iyi hisseder. O odalarda yalnızca masa ve eşya yoktur; bağımsızlık mücadelesinin izleri vardır.
Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi ise geçmişten günümüze uzanan kültürel bir köprüdür. İnsan bazen eski bir bakır kapta, bazen yıllar öncesinden kalmış bir kıyafette kendi çocukluğunu, kendi mahallesini, hatta kaybetmeye başladığımız Anadolu insanını görür gibi olur.
Taş Eserler Müzesi ise Selçuklu'nun kendine has mimarisi ve Selçuklu ile Osmanlı İmparatorluklarının İslami eserlerini barındırarak medeniyetlerin zamana bıraktığı imzaları sessizce korumaktadır.
Bugün teknolojinin hızla değiştiği bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar artık geçmişe bakmaktan çok ekranlara bakıyor. Oysa geçmişini unutan toplumlar, geleceğini de sağlam kuramaz.Bu yüzden özellikle gençlerimizin müzelerimizi ziyaret etmeleri büyük önem taşımaktadır.
Birçok vatandaşımızın bilmediği önemli bir bilgiyi de paylaşmak isterim: Akşehir müzelerimiz ücretsiz olarak ziyaret edilebilmektedir. Pazartesi günleri bakım ve temizlik çalışmaları dışında, diğer günlerde mesai saatleri içerisinde halkımızın ziyaretine açıktır.
Ben bazen nöbetlerim dışında da buralarda olduğum zamanlarda müzelerde sessizce dolaşan ziyaretçileri izlerim. Özellikle çocukların tarihi eserlerin karşısındaki meraklı bakışları bana umut verir. Çünkü bir milletin geleceği; geçmişine gösterdiği saygıyla ölçülür.
Müzelerimizi yalnızca bir gezi alanı olarak değil, geçmişle kurduğumuz gönül bağı olarak görmek gerekir. Bu Müzeler Haftası’nda herkesi Akşehir müzelerini görmeye, tarihle yeniden selamlaşmaya davet ediyorum.
Çünkü bazı sesler konuşmaz…Ama hissedilir.
Ve müzeler, geçmişin sessiz nöbetçileridir. Hissetmeniz ve gezmeniz dileği ile iyi haftalar.


YORUMLAR