Engel"Siz"siniz
10-16 Mayıs Engelliler Haftası. Takvimde bir hafta, engelli bir insanın ömründe ise bir ömür.
Birleşmiş Milletler 1992’de bu haftayı ilan ederken niyeti şuydu: Farkındalık. Bizim derdimiz ise farkında olmak değil, farkında kalmak. Çünkü engel dediğimiz şey, çoğu zaman bir insanın bedeninde değil, bir şehrin kaldırımında ve o şehrin insanlarının bilincinde başlıyor.
Türkiye Gerçeği: Sayılar Konuşur, İnsanlar Susar
TÜİK verilerine göre ülkemizde nüfusun yaklaşık %12’si en az bir engel grubuna dahil. 10 milyonu aşkın insan. Yani her otobüste, her sırada, her apartmanda bir hayat arkadaşı. Onların en büyük problemi tekerlekli sandalye değil; o sandalyeyi AVM’nin asansörüne sığdıramamak. Görme engelinin en büyüğü baston değil; sarı çizginin üzerine park etmiş bir araba.
Akşehir’e Bakınca: Nasreddin Hoca’nın Torunları Ne Yapıyor?
Biz Akşehirliyiz. Hoca’nın “Göle maya çalan” torunlarıyız. Umudu diri tutmayı biliriz. Peki kaldırımı diri tutabiliyor muyuz?
Çarşı içinde sesli trafik lambası sayısı kaç? İstasyon Caddesi’nde kaç dükkânın girişi rampalı? Belediye binamız, hastanelerimiz, okullarımız ortopedik engelli bir kardeşimiz için gerçekten “erişilebilir” mi? Gülmece Parkı’na tekerlekli sandalye ile girip bir bankta oturmak mümkün mü?
Edebî Bir Mola:
Bir kaldırımı düşünün. 15 santim yüksekliğinde. Sağlam bacaklar için bir adım. Tekerlekli sandalye için bir dağ. Baston için bir uçurum.
O kaldırım dile gelse der ki: “Beni aşmak senin değil, benim problemim. Alçalt beni, eşitle dünyayı.” Engel, insanın değil, eşiktir. Eşiği aşmak için iki şey lazım: Birincisi fiziki düzenleme, ikincisi gönül düzenlemesi.
Ne Yapmalı?
1. Şehir Planı: Akşehir Belediyesi ile Kaymakamlık koordinasyonunda “Erişilebilir Akşehir Haritası” çıkarılmalı. Hangi kaldırım uygun, hangi kamu binası erişilebilir, vatandaş bilsin.
2. İstihdam Seferberliği: İŞKUR ve Akşehir Ticaret Odası, engelli kotasını doldurmak için değil, doldurmanın ötesine geçmek için işverenleri teşvik etmeli. Bir engelliyi işe almak sadaka değil, yetenek kazanmaktır.
3. Eğitimde Kaynaştırma: Okullarımızda “farklılık” dersi olmalı. Çocuk, daha sıra arkadaşı olmadan engelli bir arkadaşıyla nasıl iletişim kuracağını öğrenmeli.
4. Empati Nöbeti: Yılda bir gün, dileyen bürokratlar, esnaflar tekerlekli sandalyeye otursun, gözlerini bağlasın. Akşehir çarşısını öyle turlasın. Kanunla değil, kalple anlasın.
5. Haftayı Aşmak: 10-16 Mayıs’ta hatırlayıp 17 Mayıs’ta unutmak, en büyük engelimiz. Akşehir İstasyon Haber ve Gönül Gözü Kültür ve Yardımlaşma Derneği olarak biz bu sayfayı 52 hafta açık tutmaya talibiz.
Tabi madde madde örnekler aklıma gelen gelmeyen bir çok şekilde çoğaltıllıp şekillendirilebilir. Ben de bu yazıyı Gönül Gözü Derneği Akşehir Temsilcisi olmanın yanında farkında bir birey olarak da sorumluluk bilinci ile yazıyorum. Gelin siz de bir şeyler yapın en azından bir kaç dakika düşünün, empati kurun.
Son Söz:
Nasreddin Hoca’nın kazanı doğurduğuna inanırız da öldüğüne inanmayız. Çünkü işimize gelir. Engelliler Haftası’nda da “farkındayız” demeyi doğuruyoruz ama sorumluluk ölünce “kazan öldü” diyoruz.
Bu hafta, kazanı öldürmeyelim. Doğuran, yaşatan tarafta olalım.
Çünkü bir şehri şehir yapan yolları değil, o yollardan herkesin geçebilmesidir.
Engel bedende değil, engel bizde, içimizde olmasın. İyi haftalar dilerim.


YORUMLAR