DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

[email protected]

PAYLAŞMANIN, TESLİMİYETİN VE KARDEŞLİĞİN ADI; KURBAN BAYRAMI

25 Mayıs 2026 - 22:14

     Kurban; İbrahim’i teslimiyet, İsmail'i sadakatin ve Müslümanların Allah'a yaklaşmanın getirdiği hazzın adıdır. Kurban, Sadece kesilen kurbanlardan ibaret olmayan; paylaşmanın, yardımlaşmanın, fedakârlığın ve Allah’a teslimiyetin en güzel şekilde yaşandığı mübarek günlerdir. Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar bayramın ruhundan uzaklaşıp onu yalnızca tatil fırsatı gibi görmeye başladı. Oysa Kurban Bayramı’nın özünde; gösteriş değil tevazu, israf değil paylaşmak, uzaklaşmak değil yakınlaşmak vardır. Hz. İbrahim’in teslimiyeti ve Hz. İsmail’in sadakati ile başlayan bu büyük imtihan, aslında insanlığa çok önemli bir mesaj verir: İnsan, gerektiğinde nefsinden, hırsından ve bencilliğinden vazgeçebilmelidir. Çünkü kurban sadece bir hayvan kesmek değil; kibri, cimriliği, öfkeyi ve merhametsizliği de kalpten silip atmaktır.

   Bugün etrafımıza baktığımızda nice sofraların eksik, nice çocukların mahzun, nice yaşlıların yalnız olduğunu görüyoruz. İşte Kurban Bayramı tam da bu yaraları sarmak için bir fırsattır. Bir kapıyı çalmak, bir yetimin başını okşamak, bir ihtiyaç sahibinin sofrasına et ulaştırmak bir kalbe dokunabilmek belki de yapılan en büyük ibadetlerden biridir. Bayramlar, bayram gibi yaşanmalıdır. Ailecek siz bayramları nasıl kutlarsanız, evlatlarınızda gelecekte öyle kutlayacak. Yakınlarınızdan, dostlarınızdan  kaçarcasına kendinizi tatile atarsanız, Sizin, dostlarınıza ihtiyaç duyduğunuz bir zamanda, bayramlarda dostlarınızı yalnız bıraktığınız gibi, sizde yalnız kalırsınız. Sizin yaptığınız gibi, yaşlandığınızda evlatlarınız da, sizi   yalnız bırakacaktır. Genç iken yalnız kalmak fazla bir etkisi olmaz. Ancak yaşlanınca  yalnız kalmak insana çok acı verir. Bu nedenle bayramda, büyüklerin elleri öpülür, akrabalar ziyaret edilir. komşular ziyaret edilir. Bu ziyaretleri yaparken çocuklarımızı da yanımızda götürerek bu güzel adetlerin öğretilmesi  gerekir. Aynı zamanda çocukların yüzü gülsün diye harçlıklar hazırlanır ve çocuklara ikram edilir. Evlerde, hanelerde telefon ekranları aile sıcaklığınızı ve muhabbetinizi  bozmasın. Sevginin  önüne geçmesin. Aynı sofrada oturup birbirine yabancılaşmayın. Gönüller almada yol alın. Üç günlük dünya için ebedi hayatınızı karartmayın.

     Normalde kurbanı insanın kendisinin kesmesi uygun olur. ve çocuklara bu ibadetin nasıl yerine getirilmesi gerektiği yapılarak  anlatılmalıdır. Ancak işin ehli insanların kesmesi daha uygundur. Çevresel kirliliği önlemek, belirlenen kesim yerlerinde  kestirilmesi, başında bulunması fazilet açısından kıymetlidir. Ancak vekalet verilebilir. Kurban namazı diye bir şey yoktur. Ancak, Allah kurban kesme imkanı verdiği için diğer taraftan, tüm nimetler için  şükretme adına en az iki rekat şükür namazı kılınabilir. Kılınmaz ise de kurbanın kabulüne dönük herhangi bir eksiklik söz konusu olmaz. Kurban kesmek bazı mezheplere göre, vacip, bazı mezheplere göre kuvvetli sünnettir. Bu kaideyi küçümsemek imanı zayıflığa sebeptir. Mali geliri İslam’ın belirlediği 80.18 gr ve değeri  üzerinde ise kurban kesmesi gerekir. Başkasını kıyaslayarak mali durumu olmadığı halde, kurban kesmek, ailesine ve kendine mali zorluk yaşatmaktır. Kurban; insanlar ne der diye değil, Allah(c.c) istediği için kesilir ve O’na yakın olmak ve yaklaşmak için kesilir. İsraftan uzak durmaktır. Kurban ibadeti gösterişe dönüşmemelidir. Sosyal medyada reklam malzemesi hâline getirilmemelidir. Bayramın manevi ruhu zarar göreceği unutulmamalıdır.  Asıl önemli olan; kurbanın kaç kilo olduğu değil, gönüllerde kaç yaraya merhem olduğudur. Kurban etlerinin dolaba doldurulmaması, yoksul insanlara ulaştırılmasıdır. İslam da, aslolan her mali ibadetin tabana yayılmasını bir nevi sağlamak içindir.

      Unutulmamalıdır ki! Bayramlar ; toplumun vicdanını diri tutan özel günlerdir. Eğer bir bayramda fakirin kapısı çalınmıyorsa,  yaşlılar hatırlanmıyorsa, çocuklar sevindirilmiyorsa orada sadece  kitaplarda yazan bir bayram olur. ruhen yaşanmayan sanal bir bayram olur. Arefe ve bayram günleri teşrik günleridir. Allah’ın büyüklüğünü tekrar güçlü bir şekilde hatırlamaktır. Bu nedenle arefe günü sabah namazı dahil, bayramın dördüncü günü ikindi namazı dahil yirmi üç vakit, farz namazlarından sonra tekbir getirmektir. Bu da insanın kendine gelmesi, muhasebe etmesi, günahlarından  tövbe etmesi, elindeki nimetleri, ihtiyacı olanlara dağıtabilme sehaveti göstermektir. Yani, vicdan, merhamet ve insan olduğunu perçinleyebilmektir. Özellikle kurban bayramında merhametin ve paylaşmanın en üst seviyesine ulaşmaktır.

 Kurban, bayram namazından sonra kesilir ve bayramın üçüncü günü akşamı sona erer. Kurbanın ne eti nede kanı Allah'a ulaşmaz. Allah’a kulunun samimiyeti ve takvası ulaşır. Bu takva sırattan geçerken cehenneme düşmeden geçmektir.

      Birbirimizi hatırlamak Evleri değil, gönülleri aydınlatmaktır. Kalpleri sulayıp çiçek açmasını sağlamaktır. Allah Resulü (s.a.v) evde kesilen kurban etinin akıbetini her zaman sorardı. Yine bir kurban bayramında kesilen kurbanın etinin akıbetini zevcesi ve ümmetin annesi Hz. Aişe validemize sorduğunda, Hz. Aişe validemiz; etin neredeyse tamamının dağıtıldığını geriye sadece kürek kemiğinin kaldığını söylemesi üzerine; “Desene, o kürek kemiği  hariç, hepsi bizimdir. Ahiretteki azığımızdır.” buyurmuş ve özellikle İnsanların ihtiyacı olduğu bir zamanda, uzun süre eti saklamak, saklı tutmak dinen caiz olmadığını belirtmiştir. Bu duygu ve düşünce ile kurbanlarımızı keselim.
 Değerli okur kardeşlerim, Allah keseceğimiz  kurbanlarımızı kabul eylesin. Yüce Allah'tan nice bayramlara sağlıkla, afiyetle ve huzurla ulaşmayı ihsan eylesin. Kurban Bayramınız kutlu olsun. Bayram gibi bir bayram yaşamak dileği ve temennisiyle 
Selam ve Dua ile Kalın…




 

YORUMLAR

  • 0 Yorum