DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

[email protected]

ÖTEKİLEŞTİRMEDEN…

16 Haziran 2026 - 22:17

Bir insanı tanımadan yargılamak, dinlemeden suçlamak, anlamaya çalışmadan dışlamak... Ne kadar da kolay değil mi! Bir söze, bir görüntüye, bir düşünceye bakarak insanlar hakkında hüküm vermek. Sonra da farkına varmadan insanlar, görünmez duvarlar örüldüğünü fark edemiyor. Oysa duvarlar insanları, toplumları ayrıştırır. Anlamak, anlayışlı olmak ise toplumları birleştirir.

Günümüz dünyasında insanların birbirinden uzaklaşmasının en önemli sebeplerinden biri ötekileştirmektir. İnsanlar; siyasi görüşleri, inançları, yaşam tarzları, memleketleri, ekonomik durumları veya kültürel farklılıkları nedeniyle birbirlerini dışlayabilmektedir. Bu durum sadece bireyler arasında değil, toplumun genelinde de huzursuzluklara ve kutuplaşmalara neden olmaktadır. Hâlbuki Yüce Allah, insanları farklılıklarıyla birlikte bir hikmet üzere yaratmıştır. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur: "Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır." (Hucurât Suresi, 13. Ayet)

Bu ayet, farklılıkların ayrışma sebebi değil, tanışma ve kaynaşma vesilesi olduğunu açıkça göstermektedir. İnsanları birbirinden üstün kılan şey; soyları, makamları veya servetleri değil, güzel ahlakları ve takvalarıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de Veda Hutbesi'nde insanlık tarihine ışık tutan şu sözleri söylemiştir: "Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü yoktur. Beyazın siyaha, siyahın da beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır."

Ne kadar açık ve ne kadar evrensel bir mesaj...

İnsanları renklerine, kökenlerine veya dünyalık ölçülere göre değerlendiren anlayışları kökünden reddeden bir çağrı...

Bugün sosyal medya mecralarında, günlük hayatımızda ve hatta bazen aynı aile içerisinde bile ötekileştirmenin izlerini görebiliyoruz. Farklı düşünen insanlar düşman gibi gösteriliyor, insanlar konuşarak anlaşmak yerine etiketleniyor. Oysa bir insanı anlamanın yolu onu susturmaktan değil, onu dinlemekten geçer. Kur'an-ı Kerim müminlere şu önemli hatırlatmayı yapmaktadır: "Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin." (Hucurât Suresi, 10. Ayet)

Kardeşlik duygusunun hâkim olduğu yerde kin, nefret ve ötekileştirme yeşermez. Çünkü kardeşlik; merhameti, adaleti ve dayanışmayı beraberinde getirir.Allah Resulü, Medine'ye hicret ettikten sonra Medine Sözleşmesi'ni yaparak insanlığa evrensel bir mesaj vermiş, her inançtan insanın birbirlerine karşı saygı çerçevesinde yaşayabileceğini göstermiştir. Türk milleti olarak da bu ilkeye özen gösterilmiş, yönetimi altındaki farklı insan yapısı ve inançlara aynı hassasiyet gösterilmiştir. Hicretin asıl amacı; tüm kötülüklerden, kibirden, enaniyetten, nefse köle olmaktan; huzura, güzelliğe, vicdana ve merhamete, adalete, hak ve hukuka, insan gibi yaşama ve yaşatmaya adanmış bir hayata geçiş olarak düşünülmelidir.

İslam âlemine baktığımızda yüzyıllardır mezhep kavgası yapılıp, her topluluğun diğerini ötekileştirerek savaşlara, kavgalara, nefrete ve kine dönüştürdüğü görülmektedir. Bu kavgalar hâlâ devam etmektedir. Bu kavgalara Yüce Allah'ın razı olmayacağını, Allah Resulü'nün de çok çok üzüldüğünü düşünmek gerekir. Ülkemiz geneline baktığımızda maalesef bu virüs toplumun içerisine girmiş; sadece kendilerinin Müslüman olduğunu, diğer insanların kâfirden de kötü olduklarını söyleyen, milletin camilerine gitmeyip kendilerine özel olan yerlerde cuma namazı kılan, kendilerinden olmayanları tekfirle suçlayan ve her şeylerini kendilerine helal gören, adına da Kur'an ve sünnet yolu diyen hastalıklı virüsler alabildiğine yayılmaktadır.

Devlet marifetiyle bu tip oluşumlara izin verilmemeli ve engellenmelidir. Engellenmediği takdirde bu virüs bir toplumu inanç ve ahlaki yönden çürütecektir. Bu nedenle bugün kendimize sormamız gereken soru şudur: İnsanları neden kendimize benzemeye zorluyoruz? Herkesin bizim gibi düşünmesini, bizim gibi yaşamasını neden bekliyoruz? Oysa insanlığı güzelleştiren şey; farklılıkların bir arada yaşayabilmesi, hak ve adalet ile insanlık ve ulvi değerlerimizi yaşatabilmektir.
Unutmayalım ki ötekileştirme önce kalpleri ayırır, sonra toplumları... Sonra kalpteki inançları; insan inansa bile kin ve nefrete dönüşen ötekileştirme ahlaksızlığı, güya savunulan değerlere karşı dahi düşmanlaştırabilmektedir. Kardeşlik, saygı ve hürmet ise önce gönülleri birleştirir, tahammül gösterilmesini öğretir.

Geliniz, ayrıştıran değil birleştiren olalım. İnsanları etiketleyen değil, anlamaya çalışan olalım. Çünkü bir toplumun gerçek gücü, farklılıklarına rağmen birlik içinde yaşayabilmesidir.
Ve unutmayalım...

İnsanları "öteki" olarak gördüğümüz gün, insanlığımızdan çok parça kaybediyoruz. Kardeş olarak gördüğümüz gün ise hem kendimizi hem de toplumu kazanırız. İslam'a da insanlığa da büyük hizmet etmiş oluruz.

Gerçeğe, doğruya, sadakate, vefaya, dürüstlüğe, ahlaki değerlere, hak ve adalete; hakiki İslam ahlakı ile yaşamaya hicret etmek dileğiyle...

Selam ve Dua ile Kalın…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum