SEVİL KÖSE

SEVİL KÖSE

ZEYTİN KELİMELER
[email protected]

MOR CEPKEN VE HUKUK

12 Mayıs 2026 - 22:05



Orta Asya’dan Anadolu’ ya taşınan YÖRÜK- TÜRKMEN kültürüne ait bir giysidir. Kadının toplumdaki yerini ve haklarını koruyan ,bir nevi hukuk gibi işleyen bir gelenek.

Yörük kadınlarının evinde gördüğü şiddet, haksızlık gibi durumlarda bu cepkeni giyerek, köyün en yüksek yerine otururlarmış. Böylece giydiği cepkeni herkes görürmüş. Bu şu demekmiş ‘’ Ben evde haksızlığa uğradım, yardıma ihtiyacım var.

Obanın ahalisi ,büyükleri ve ilk başta aksakallılar dedikleri oba büyüğü buna bir hal çare ararlarmış. Haksızlık yapan koca obadan dışlanır, kendi vicdanıyla baş başa kalırmış. Kendi ailesinde duman tüttüremeyenin, obaya dahil olması istenmezmiş. Ne zaman ki koca pişman olur ve bir daha kötü muamele yapmayacağına söz verir. Yine aynı oba büyükleri araya girerek barışı sağlarmış.

Yani cumhuriyet dönemi hukuk gelmeden, Yörük, Türkmen obalarının kadının haklarını ve hukukunu koruyan sistem. Bu bir kültür ve direnç mirasıdır bu günlere kalan. Aslına bu bir SESSİZ SÖZLEŞME gibidir. Kadın bu gelenek yüzünden kendini güvende hissetmesini sağlar.

Kadın o mor cepkeni giyinceye kadar çok mücadele eder, zira eşini oba önünde küçük düşürmek istemez. Obanın bu hukuku bir nevi ödev ahlakı gibidir.
Başka  ülkelere ve başka toplumlara baktığımızda bu kadar bariz, kadını koruyan, hem de sesiz ce kadının protesto gibi bir gelenek yok. Üstelik de kadını korumaya alıp, erkeği dışlayan hemen hemen hiç yok gibi. Bu bir kadının şikayeti veya haksızlığa uğraması değil oba hukukudur.

HİNDİSTAN… Aile içi şiddete uğrayan kadınlar pembe ve sarı giyinirlermiş. Bu demek oluyormuş ki, kadın artık yalnız değil, korunmaya alınmış.

Batı Afrika… Burada da kadınlar sadece belli bir desende kıyafet giyiyorlarmış, bu evimde huzur yok anlamında.

Latin Amerika…Diktatörlük zamanlarında evlatları kaybolan anneler, bebeklerinin bezlerinden başlarına eşarp yaparak protesto etmişler.
Kadın cinayetlerine karşı savunma ise tepeden tırnağa siyah giyinerek adaletsizliği protesto ederlermiş.

İran ‘da ise Beyaz Çarşambalar hareketinde kadınlar, sopanın ucuna beyaz eşarp bağlayarak sallayarak adaletsiz yasalara karşı yürürlermiş.

Meksika’ da siyah kar maskesi takarlarmış kadınlar.

Çin… Eskiden kadınların okuma yazma yasağı varken, kendi mendillerini kıyafetlerine mendillerini işlerlermiş.

İrlanda, Amerika, Polonya, Arjantin gibi ülkelerde kadına şiddet olduğunda kırmızı pelerin ve beyaz şapka giyerlermiş.Bazen de kadınlar giysi değil, kolye, küpe ve taşlar takarak haksızlığa uğradıklarının sinyallerini verirlermiş. Kimi zaman kurdela, kimi zaman şapka.

Kıyafetler ve takılar bir anlamda kadınlar için beyanname olmuştur. Kadın kendi hakkını savunurken ‘’ Beni sadece bir bedene indirgeyemezsiniz, ben bir insanım ‘’ demek ister ve sesiz çığlıklarını genellikle kıyafet üzerinden yaparlarmış. Toplumun ahlak yasası, bir işaret fişeği, bir meşale gibi hemen hemen dünyanın her yerinde hukuk sisteminin geç işlediği yerlerde sessiz ce devre girer.

Bizim Anadolu Geleneği olan mor cepkenin yerini tutamamıştır. Diğer eylemlerde kadın kadına destek olup, kendi haklarını duyurabildikleri kadar sağlarken. Yörüklerin mor cepkeni sesiz ce ve arkasında köyün veya obanın tüm insanları vardır. Hak yerini buluncaya kadar ceza kocaya kesilir.

Bu güne gelindiğinde , kocaları tarafından şiddet gören, öldürülen, işkence gören kadınlarımızı her gün her yerde görüyoruz. Özellikle boşanmak isteyen kadınların sonu hep cinayetle bitiyor.

Ne mor cepkenler kaldı, ne siyah kıyafetler, ne anlamlı taşlar. Kadının adı var kendi yok. Sesi de, sessizliği de duyulmuyor, duyulmak istenmiyor. Üstelik de bu teknoloji çağında, bu iletişim ağında, bu okumuş insanlar ordusunda şiddetin artması hiç normal değil. Şiddetle büyüyen çocuklar yetişiyor ve ne öğrendilerse, ne gördülerse onu yapıyorlar.

Hani insanın aklına şu soru gelmiyor değil, haksızlığa uğrayan kadınlar Mor Çatı ya gideceklerine, MOR CEPKEN giyseler, bu günümüzün dünyasında ne kadar yer bulabilir ki, bu tartışılır…Feministlerin yürüyüşünde sonuç alamadık, yine her yerde kadına şiddet devam ediyor. 

Mor cepkene geri dönelim desek, mor cepkenin arkasındaki obadaki Ak Sakalılar ve o obanın sözü geçer, topluma etik yaptırımlar uygulayabilen insanları bulamayız. Hadi bulduk diyelim, Ak Sakallıları dinleyecek saygıyı, sevgiyi ölçü bilen insanları nerden bulacağız. Yok çünkü, yok olduğu için bu kadar aile içi şiddet ve kan akıyor. Olan çocuklara oluyor, yetimhaneler de büyüyorlar. Baba hapse, anne mezara gidiyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum