Pinokyo çam ağacından yapılmış bir kukladır, haylaz bir çocuk olmaktan kurtulmanın tek yolu yalan söylememesidir. Pinokyo ne zaman yalan söylese tahtadan burnu uzar.
Bir kez bile yalan söyleyen insan, her zaman yalan söyleyebilir. Özellikle yalanın ona getirmiş olduğu çıkarları söz konusuysa her zaman yalan söylemeyi tercih haline getirebilir. Pinokyo bir masal elbette ama bunun gerçek dünyaya katkısı büyük. Nasıl iyi insan olunur, nasıl doğru hareket edilirin ilk önceliği yalan söylememekten geçer.
Şairin ‘’ Yılandan korkmam, yalandan korktuğum kadar’’ dediği yerde tam da burasıdır. İnsan yalan söyleyen insanlardan korkar, zira yalan söyleyebilen insan her kötülüğü yapabilir. Yalan çocukluktan itibaren başlayan bir davranıştır. Çocuk ilk yalanı annesinden ve babasından, en yakınlarından öğrenir. Gözlemlediği en yakın çevrede nasıl yalan söylenir, nasıl çıkar güdülür ve sonuçta insan yalanla ne yaptırımla yapabiliri çok güzel alır.
Çocuğun ilk rol modeli annesi ve babasıdır. Onlarda ne görüyorsa onu tekrar eder. Hatta çoğu zaman henüz yalanı öğrenmemiş çocuk anne ya da babası yalan söylediği zaman onları toplum içinde ifşa eder. Anne ya da baba mahcup olacakları yerde bu yanlışı sürdürdüklerin de, çocuk için rol model anne baba davranışları olan yalanı karakter haline getirir.
Pinokyo masalında ki gibi çam ağacından bir tahta oyuncak olan çocuk, gerçek insan olma arzusu karşısında yapacağı ilk şey yalan söylememektir. Yalan söylemedikçe, iyi insan olmaya çalıştıkça, başkalarına iyilik yaptıkça, özellikle dürüst olmaya çalıştıkça tahtadan Pinokyo yavaş yavaş kanlı canlı insan olmaya adımlarını atmış olur. Ancak Pinokyo ne zaman yalan söylese ne zaman dürüst davranmasa tahtadan burnu uzayıp gidiyordur. Bu durum herkes tarafından bilinen bir gerçektir.
‘’YALANCININ MUMU YATSIYA KADAR YANAR ‘’ Yalanın uzun süre devem edemez bir tarafı vardır. Er geç yalan ortaya çıkar. Bu yalanların ortaya çıkmasından dolayı kızaracak, utanacak bir yüz lazım gelir. Kişi eğer bu yalanlarından dolayı utanmıyor ve yüzü kızarmıyorsa bu davranış artık onun kimliği ve kişiliğidir. Ya günü kurtarır yalanla ya başkalarını ama sonunda yalan söylediği için Pinokyo gibi hiçbir zaman gerçek iyi insan olamaz.
Bir kez yalanını yakaladığınız birinin, bin kez doğrusunu sorgularsınız. Böyle yapmakta elbette haklısınız, yine yalan söyleyip söylemediğinden emin olamazsınız. İşin bir de başka bir tarafı var. Yalan söyleyen insanlar, yalan söylemek zorunda kaldıkları insanları hiç sevmezler. Sevmezler zira onlara durumu kurtarmak için yalan söylemek zorunluluğunda kalmışlardır. Bu durum onları çok rahatsız eder. Yalnız şöyle de bir durum var, insan ilk önce ilk yalanı kendine söyler, kendini ikna eder ve bu onun karakteri olur. Kendine yalan söyleyen insan herkese yalan söyler.
İnsan ilişkilerinde, özellikle günü kurtarmak için yalan söyleyenler için bu marifet gibi sunulsa da gerçek böyle değildir. Çoğu insan bir yalanla avutulmak yerine, gerçeğin onu incitmesine daha çok kabul verirler. Çünkü yalan devem eden bir süreçtir, gerçek ise zamanla yüzleşilip, küllenecek bir durumdur. İnsan hiçbir zaman kendi gerçeğinden kaçmamalı. Ne yalan söylenin yalanlarına kanmalı, ne gerçekten uzaklaşmamalı.
‘’ Sen birine yalan söyleyip kandırdığını sandığın zaman, karşındaki insan aptalın biri olmuyor ama sen onu kandırdığını sanarak karaktersizin biri oluyorsun’’ Bu sözler çok manidar sözlerdir. Karşındaki insanı kandırdığını düşünen insan sadece yalancı biri olmakla kalmayıp aynı zamanda karaktersiz biri de oluyor.
Bu gibi durumlarda ne yapıla bilire gelince. Yalancı ile yalanı, cahil insan ile yanlışı tartışmamak lazım gelir ki, sonuca varmış olun. Yalancı hayatının temeline yalanı yerleştirir, yalanın arkasını yanlışlar takip eder. Yalancı arkasını dönüp baktığında geride bıraktı bir yalan torbası, elini her torbaya attığında içinde binlerce günü kurtaran yalan bulur. Peki yanlışı nerde diye soracak olursak, yanlış yaşamın her alanında boynunda asılı bir kolye gibidir. Yalanın ortasında yanlışın ortasında doğru kalınmaz. Çocukların rol modelleri olan anne baba neyse, çocuk da odur.
Psikoloji de bu mitomani durumdan kurtulmanın bir çok tedavisi var. Tedavin ilk önceliği ise yalancı insanın bunun farkında olmasıdır. Eğer insan kendisinin gerçekten bir yalancı olduğunun bilincinde olur ve bunu bile bile sürdürmeye devam ediyorsa, kendi yalancılık gerçeğinin farkında vararak doktor tedavisine geçilebilmekteler. İlk başta rol modeller yalan söylemekten vazgeçerlerse eğer, çocuklar yaşları daha çok ilerlemeden ,Pinokyo gibi burunları uzamadan olması gereken insan olabilirler, belki..
Anlaşılan o ki, yalan söylemek bir hastalıktır. Bu yalan söyleme hastalığınızdan bir an önce kurtulmak gerekir ki, sonun da kendi öz gerçeklerinizle yüzleşmek zorunda kalmasın insan. Yalan söyleyen insan en çok kendine yalan söyler ve ilk kendini kandırır.


YORUMLAR