DOĞAN ARISOY

DOĞAN ARISOY

[email protected]

20 MAYIS DÜNYA ARI GÜNÜ…

19 Mayıs 2026 - 22:56

Belki çoğumuz için sıradan bir tarih gibi görünüyor. Ama aslında bugün, insanlığın ekmeğini, meyvesini, çiçeğini ve geleceğini omuzlarında taşıyan küçücük canlıların günüdür. Çünkü arılar sadece bal yapmaz; hayatı yaşatır.

Bir düşünün…
Sabah soframıza gelen meyveler, tarladaki ürünler, dallardaki çiçekler… Bunların büyük kısmı arıların gayreti sayesinde var oluyor. Bilim insanları, dünyadaki tarımsal üretimin önemli bölümünün arılar sayesinde gerçekleştiğini söylüyor. Yani bir arı sadece çiçeğe konmuyor; insanlığın geleceğine dokunuyor.


Ne gariptir ki küçücük bir arı, bazen koca insanlara ders veriyor.
Arılar, dünyadaki en çalışkan canlılardan biridir. Bir kavanoz bal için binlerce çiçeği ziyaret ederler. Kilometrelerce yol uçar, yorulmadan çalışırlar. Ama hiçbir arı, “Ben yaptım.” diye övünmez. Kovandaki bütün emek ortaktır. İşte burada büyük bir ibret vardır. Bugün insanlar küçücük menfaatler için birbirine sırt çevirirken, arılar birlik olunca nasıl bereket oluştuğunu sessizce gösteriyor.

Arıların bilinmeyen yönlerinden biri de haberleşme şekilleridir. Evet, yanlış duymadınız…
Arılar kendi aralarında adeta konuşur. Bir çiçeğin yerini bulduklarında kovana dönüp dans ederek diğer arılara yön tarif ederler. Küçücük bir canlının Rabb’in verdiği ilhamla böyle bir düzen kurması gerçekten hayret vericidir.


Kur’an-ı Kerim’de “Nahl Suresi” yani “Arı Suresi” bulunması da boşuna değildir. Yüce Allah, arıya vahyettiğini bildirir. Bu bile arının ne kadar özel bir canlı olduğunu göstermeye yeter. Bal ise sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda şifadır. Asırlardır Anadolu’da insanlar yaralarını balla iyileştirmiş, hastalarına bal yedirmiştir. Dedelerimizin, ninelerimizin sofralarında bal sadece tatlı değil, bereketin sembolü olmuştur.

Tarih boyunca Türk milleti çalışkanlığı hep kutsal bilmiştir. “İşleyen demir ışıldar.” sözü boşuna söylenmemiştir. İşte arılar da bize emeğin kutsallığını anlatır. Çünkü arı tembelliği bilmez. Sürekli üretir. Yorulur ama vazgeçmez.

Bugün modern dünyanın en büyük sorunlarından biri tüketmek ama üretmemektir. İnsanlar kısa yoldan kazanmanın peşine düşerken, arılar sabrın ve alın terinin ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Bir damla balın içinde binlerce emeğin olduğunu unutuyoruz.

Ne acıdır ki son yıllarda bilinçsiz ilaçlama, betonlaşma ve çevre kirliliği nedeniyle arıların nesli tehlike altına giriyor. Eğer arılar yok olursa sadece bal kaybolmaz; doğanın dengesi de bozulur. Çiçek solar, toprak fakirleşir, hayat eksilir. Yani arıyı korumak, aslında insanı korumaktır.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:

Biz bu dünyaya sadece tüketmeye mi geldik, yoksa arılar gibi faydalı olmaya mı?

Çünkü hayatın gerçek değeri; geride ne kadar mal bıraktığımızla değil, ne kadar fayda bıraktığımızla ölçülür.

Unutmayalım…
Küçücük bir arı bile bu dünyaya bal bırakıp gidiyor. İnsan ise arkasında ya iyilik bırakır ya da boşluk…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum