Kafkasya’da yıllardır süren sert rüzgârların ardından bugün artık daha farklı bir iklim konuşuluyor. Uzun yıllar boyunca çatışmaların, sert söylemlerin ve kapanmayan yaraların gölgesinde kalan bölge, şimdi yeni bir dönemin eşiğinde gibi görünüyor. Özellikle Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın son yıllarda verdiği mesajlar ve attığı bazı adımlar, sadece Erivan’da değil, tüm Kafkasya’da dikkatle takip ediliyor. Çünkü siyasette bazen uzun konuşmalardan çok küçük semboller konuşur.
Paşinyan’ın yakasında taşıdığı Ermenistan haritasında Karabağ’ın yer almaması da işte bu nedenle sıradan bir ayrıntı olarak görülmedi. Bu durum birçok uzman tarafından, “yeni dönemin sessiz mesajı” şeklinde yorumlandı. Çünkü yıllarca Karabağ meselesi Ermenistan siyasetinin en hassas, en sert ve en dokunulmaz konusu olmuştu. Ancak 2020’de yaşanan savaş, bölgede dengeleri tamamen değiştirdi. Savaşın ardından ortaya çıkan tablo, eski ezberlerin artık sürdürülebilir olmadığını herkese gösterdi.
Özellikle Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan Şuşa Beyannamesi, sadece iki kardeş ülkenin birlikteliğini güçlendirmedi; aynı zamanda Kafkasya’da yeni bir siyasi ve ekonomik dönemin kapısını da araladı. Artık bölgede eski haritalarla, geçmişin öfkesiyle ve sert sloganlarla yol alınamayacağı daha net görülüyor.
Ermenistan yönetiminin son dönemde verdiği mesajlar da biraz bu gerçeğin kabulü gibi duruyor. Çünkü coğrafya bazen ülkelerin kaderini belirler. Ermenistan; batısında Türkiye, doğusunda Azerbaycan bulunan ve Türk dünyasının kara bağlantılarının tam ortasında yer alan stratejik bir noktada bulunuyor. Bu gerçek değişmiyor. İşte bu yüzden Erivan’ın artık daha gerçekçi ve daha dengeli bir siyaset izlemeye çalıştığı yönünde yorumlar yapılıyor.
Son yıllarda ülkede dikkat çeken bazı sembolik değişimler de yaşanıyor. Ağrı Dağı figürlerinin eskiye göre daha geri planda tutulması, kullanılan siyasi dilin daha temkinli hâle gelmesi ve bazı söylemlerde geçmişin sert üslubundan uzaklaşılması bunun işaretleri arasında gösteriliyor. Elbette “her şey tamamen değişti” demek doğru olmaz. Ancak yıllardır süren sert tonun yavaş yavaş düşmesi bile Kafkasya açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Çünkü bölgede artık insanlar savaş değil, huzur konuşmak istiyor. Sürekli kapanan sınırlar, kopuk yollar ve bitmeyen krizler en çok halkın hayatını zorlaştırıyor. Ermenistan halkı da uzun yıllardır ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor. İnsanlar artık gerilim değil; iş, aş, yatırım ve gelecek görmek istiyor.
Türkiye ile normalleşme ihtimali de bu yüzden yalnızca siyasi değil, ekonomik açıdan da büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre sınır kapılarının açılması, ticaret yollarının canlanması ve bölgesel iş birliklerinin artması Ermenistan ekonomisine ciddi katkılar sağlayabilir. Özellikle Zengezur hattı ve Orta Koridor projeleri, önümüzdeki yıllarda Kafkasya’nın kaderini değiştirebilecek en önemli adımlar arasında gösteriliyor.
Bir başka dikkat çeken gelişme ise genç neslin bakış açısı… Sovyet sonrası doğan yeni kuşaklar, geçmişin kininden çok geleceğin fırsatlarına odaklanıyor. Teknoloji, turizm, ticaret ve bölgesel kalkınma artık daha fazla konuşuluyor. Erivan’da son yıllarda teknoloji yatırımlarının artması ve yabancı sermaye arayışları da bunun önemli işaretlerinden biri olarak görülüyor.
Elbette Kafkasya gibi hassas bir bölgede her gelişme dikkatle takip edilir. Küçük bir açıklama bile büyük yankılar uyandırabilir. Ancak bugün görünen gerçek şudur: Bölgede kalıcı huzurun yolu çatışmadan değil, karşılıklı akıldan, diyalogdan ve gerçeklerle yüzleşmekten geçiyor.
Tarih bazen savaşlarla yön değiştirir, bazen de liderlerin gerçekleri kabul etmesiyle…
Belki de Kafkasya şimdi, uzun yıllardan sonra ilk kez yeni bir sayfanın eşiğinde duruyor.

YORUMLAR