KAMİL BAYSAL

KAMİL BAYSAL

[email protected]

OKUMAK İNSANİ BİR EYLEMDİR-2

25 Mayıs 2026 - 22:03

         Okumak insani bir eylemdir dediğimize göre, önce insanlaşma sürecimize bir bakalım. Belirtilmesi gerekir ki okumak için önce ses çıkarmak, seslere anlam yüklemek, konuşmak ve yazmak yani dil gelişimi gereklidir. Bütün bunlar için de beyin gelişimi yeterli olmalıdır. İşte insanı diğer canlılardan ayıran temel özellik böylece karşımıza çıkmaktadır ki; beyin gelişimi olmadan hafıza hatta düşünme, muhakeme yapma konuşma, yazma, okuma, gibi eylemler gerçekleştirilemez. Bu özellikler insanı diğer canlılardan yani hayvanlardan ayırmaktadır. 

          Belirtmeliyiz ki insan bir canlıdır, biraz daha ileri düşünüp hayvanlar aleminde olduğumuzu söyleyebiliriz. Peki hayvanlar aleminin neresindeyiz?

       İnsanın, okaryotlar’dan hayvanlar alemine, hayvanlar aleminin kordalılar şubesine, oradan memeliler sınıfına, memeliler sınıfının primatlar takımına, oradan Büyük Kuyruksuz Maymunlar ailesine, oradan homo cinsine ve tür olarak da modern insana evrimleştiğimiz ifade edilmektedir. Bu konuda çok fazla kaynak gösterilebilir ancak biz Caspar Handerson’dan aktardık. (Hayal Bile Edemeyeceğimiz Varlıklar Kitabı, Caspar Henderson, Metis Yayınları, Çeviri:Deniz Keskin, s.417)

         Ökaryotlardan insan aşamasına gelişimiz milyarlarca yıllık bir süreci gerektirmiştir. Yuval Noah Harari bu süreci şöyle ifade etmektedir: “3.8 milyar yıl önce (Güneş sistemi ve dünyanın oluşmasından ortalama 7-8 yüz bin yıl sonra- bizim notumuz): Organizmaların ortaya çıkışı. Biyoloji’nin başlangıcı” (Hayvanlardan Tanrılara SAPİENS” 57. Basım, Kollektif Kitap, giriş kısmı)

       “İnsanlar ilk olarak 2.5 milyon yıl önce Doğu Afrika’ da “güney maymunu” anlamına gelen, Australopithecus adı verilen bir maymun cinsinden evrimleşti. Yaklaşık 2 milyon yıl önce bu arkaik erkek ve kadınların bazıları ana yurtlarını terk ederek, Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya’nın çeşitli yerlerine göç ettiler. Kuzey Avrupa’nın karlı ormanlarında hayatta kalmak, Endonezya’nın nemli cangıllarından daha farklı özellikler gerektirdiğinden, insan toplulukları farklı yönlerde evrildiler. Bunun sonucu pek çok farklı tür ortaya çıktı. Bilim insanları da bunların her birine, ayrı birer şatafatlı Latince isim koydular.” (Yuval Noah Harari, “Hayvanlardan Tanrılara SAPİENS” 57. Basım, Kollektif Kitap, s.21)

       “2 milyon yıl önce evrimleşen homo cinsi şimdiye dek, on iki civarında türü barındırır.”(Caspar Handerson, a.g.e. s.417) 

       Yani 12 dolayında insan türü içinden Homo sapiens, modern insanı oluşturmuştur. Diğer insan türleri süreç içerisinde yok olmuştur. Örneğin Neandartellerin 30.000 yıl, Homofleresiensin 13.000 yıl önce nesillerinin tükendiği belirtilmektedir. (Harari, a.g.e.) Ancak homo sapiens, aynı dönemlerde yaşayan diğer insan türleriyle de çiftleşerek, yani melezleşerek bu günlere gelmiştir.

        “Bizler beynin farklı bölgeleri arasında, evrimsel olarak eski olan beyin kökü ile, görece yeni olan neokortikal kısımlar arasında, duygusal beyin ile düşünen neokorteks arasında büyük miktarda bağlantıya sahibiz. (…) Örneğin insan dilinin ortaya çıkması sürecinde, beyinde yepyeni bir bölgenin evrimleşmesi gerekmemiştir. Dilsel faaliyetlerde işe karışan korteksin büyük bir kısmı, konuşma yetisi olmayan şempanze gibi primatlarda da mevcuttur. Burada olan şey beynin farklı kısımlarının, bir birine bağlı bir ağ oluşturarak, (henüz bilmediğimiz bir şekilde) bize dili kullanma ve anlama geleneği sağlamasıdır.” (Hayvanlar Ne İster, Marian Stamp Dawkins, Alfa Basım Yayım Dağıtım, Çeviren: Çağatay Tarhan s.95)
         Gelecek yazımızda kaldığımız yerden devam etmek üzere bitiriyorum.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum