NAZAR VE KEM GÖZ.
İnsanlık tarihi boyunca bazı bakışların huzur verdiğine, bazılarının ise insanın veya canlının içini daralttığına inanılmıştır. Halk arasında “kem göz” denilen o kötü niyetli bakışların; bereketi azalttığına, huzuru bozduğuna, hatta insanın başına türlü sıkıntılar getirdiğine dair sayısız anlatım vardır. Belki herkes bunu aynı şekilde açıklayamaz ama hemen hemen herkes hayatında bir çok defa “Nazar değdi galiba.” cümlesini kurmuştur.
Nazar; sadece kıskançlık değildir. Bazen hayranlıkla, bazen imrenmeyle, bazen de içten içe duyulan haset ve kıskançlıkla ortaya çıkan olumsuz enerjinin insana yansımasıdır. Yüce Allah (cc): “ Şüphesiz o inkar edenler Kur’an’ı duyduklarında neredeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi(nazar değdireceklerdi.) Bir de ‘o kesinlikle bir delidir diyorlar.”
“Halbuki o Kur’an alemler için ancak bir öğüttür.” (Kalem suresi 51-52. ayet) Bu ayetler nazarın olduğuna delil olmaktadır. Nazar ve kem göz ile ilgili ise Allah Resulü (s.a.v) hadis-i şerifler de şöyle buyuruyor: “Haset, hayranlık ve çekememezlik ile bakılan göz ve gönüle karşı, bu bakışların olumsuz etkisinden kurtulmak ve korunmak için, Allah'a sığınılmasını, Nas,Felak,Ayetel Kürsi ile diğer ayet ve duaların okunmasını (rukye)” tavsiye etmiştir. Nazar ile ilgili hadis-i şeriflerde şöyle buyuruyor; “Nazar haktır gerçektir.-Göz değmesi haktır. Eğer kaderin önüne geçecek bir şey olsaydı (nazar) değmesi geçerdi.- Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.- Kaderden sonra ümmetim en çok nazardan dolayı ölür. ”buna benzer birçok hadislerde bu konu açık bir şekilde anlatılmaktadır. Bu yüzden Peygamberimizin tavsiyesine de uyan Müslümanlar ve özellikle büyüklerimiz güzel bir şey gördüklerinde “Maşallah barekallah,La kuvvete illa billah.” demeyi ihmal etmezlerdi. Çünkü bilirlerdi ki, nimetin korunması sadece sahip olmakla değil, şükretmek ve dua etmekle mümkündür. Bir Müslümanda olan güzel bir şey veya malın mülkün bir başka insana da faydası olacağını düşünürler onur ve gurur duyarlardı.
Bugün ne yazık ki sosyal medya çağında insanlar sahip oldukları her şeyi sergileme yarışına girmiş durumda. Yeni alınan araba, ev, maaş, tatil, mutluluk, eşinin çocuklarının, torunlarının fotoğraflarını, yediği içtiği vs her şeyi sergiliyor. Aile huzuru bile gözler önüne seriliyor. Sonra da beklenmedik aksilikler yaşandığında insanlar şaşkınlık içinde kalıyor. Sonrada neden benim başıma geliyor diye kaderi suçluyor. Oysa eskiler boşuna “Her nimet göz önünde tutulmaz.” dememiştir. Kem göz sadece karşıdaki insana zarar vermez; aslında en büyük zararı sahibine verir. Çünkü haset eden insanın içi huzursuzdur.
Başkasının mutluluğu onu rahatsız eder. Sürekli başkalarının hayatını takip eden, onların sahip olduklarını dert eden kişi kendi huzurunu kaybeder. Kalbi kararan insanın bakışı da zamanla kararmaya başlar. Dinimiz İslam, insanların kendilerini ve sevdiklerini dua ile koruması tavsiye edilmiştir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir konu vardır: Her yaşanan olumsuzluğu sadece nazara bağlamak doğru değildir. Tedbiri bırakıp her şeyi “kem göz” diyerek açıklamak da insanı tembelliğe sürükler. Önce tedbir, sonra dua gerekir. Bir başka acı gerçek ise şudur: İnsan bazen nazarı en yakınından görür. Dost bildiğinden, akrabasından, hatta yıllarca yanında duran birinden. Çünkü kem göz mesafe tanımaz; kalpteki niyetle ilgilidir. İşte bu yüzden insan sadece evinin kapısını değil, gönlünün kapısını da herkese sonuna kadar açmamalıdır. Eskiler bir söz söylerdi: “Her gülen yüz dost değildir. ”Gerçekten de bazı bakışlar insanın içini ferahlatırken bazıları ruhunu yorar. Bu yüzden hayatımızda samimiyeti, iyi niyeti ve gönül temizliğini çoğaltmak zorundayız. Çünkü temiz kalpten çıkan bakış huzur verir; kötü niyetle bakan göz ise sadece karanlık taşır ve insanı halsiz bırakır. Elimizdeki nimeti gösterişe çevirelim ne de başkasının nimetini kıskanalım. Çünkü huzurun anahtarı; kanaatte, şükürde ve güzel niyettedir. Unutmayalım ki, nazardan korunmanın en güzel yolu; kibirden uzak durmak, şükretmek ve “Maşallah barekallah” demeyi ihmal etmemektir. Kendisinin nazar değdirdiğini canlılara zarar verebileceğini düşünen insanlar ise Allah Resulünün bu tavsiyesine uymalı ve sürekli maşallah barekallah, lâ kuvvete illa billah demeli ve sabahleyin uykudan uyanır uyanmaz, toprağa bakıp üzerindeki enerjiyi toprağa aktarmalıdır.
Allah Resulünün, aile efradına torunlarına ve çevresine sürekli şu duayı okuduğu rivayet edilmektedir. “Her türlü şeytandan, zararlı şeylerden ve kem gözlerden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.” Nazardan, kem gözlerden kötü ve kötülerin şerrinden, şeytan ve şeytanlaşmış insanların şerrinden Allah'a sığınıp, koruyup kollaması dileğiyle…
Selam ve Dua İle Kalın..