DARISI ZALİMLERİN BAŞINA …!

DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA mehmetceviz69@hotmail.com

      Bir insan en fazla diyelim ki yüz yıl yaşadı. Dünyaya kazık çakıp ebedi kalmayacak. Arkasından ya hayır duası, ya da lanet okunacak. peki daha sonrası, inansa da, inanmasa da  ahirette büyük mahkemede (Mahkeme-i Kübra) da korkunç bir şekilde hesap verecek. Vicdan sahipleri elbette kazançlı çıkacak. Zalimlerin hesabı çok çok çetin olacak.

İnsanoğlu bu hayatta iken  İnsani olarak ikiye ayrılır. Vicdanlı ve vicdansız. Vicdanlı insanlar hep merhamet ve insancıl yönü sürekli canlı tutan ve eşit insan hakkını savunan ve insanlığını devam ettirenlerdir. Vicdansızlar ise, hakkın yanında olmayan ve zalimce yaşayan merhametsizlerdir.Bunlar sürekli korku halinde ve ruh hastası olarak  yaşarlar. Ölmekten korkarlar.Çünkü cehenneme gideceklerini inanmıyoruz deselerde biliyorlar.

Allah domuzu yaratmış ancak, onu yemeyin diye yasaklamış. Mantıklı düşündüğümüz zaman domuz, et de yer, ot da yer. Yani aklınıza gelen her şeyi yer. Allah domuzu yasaklamış ki böyle her pisliği yemeyin. Aklınıza gelen her haltı işlemeyin. Ondan örnek alın diye. Ne yazık ki vicdan kalmamış, azgınlaşmış insanlar toplumlar, domuzun her şeyi yediği gibi, vicdanları köreldiğinden  egoist olan ve her haltı ve her türlü insanlık dışı yol ve yöntemler ile hareket edebilen mahluklardır.
Buna örnek olarak da  İsrail devleti ve Amerika ile Avrupalı dalkavuklar diyorum. (Beni mazur görün, güç kimdeyse onun kuyruğuna takıldıkları için söylüyorum.)Diğer yönden de kukla olan yönetimleri de içine alan ahmak yönetimlerdir. Elbette bunların içerisinde de vicdanlı insanlar mevcuttur. Bazen vicdanlı grup olarak görünenler de politik açıdan kamuoyuna,biz de de vicdanlı insanlar varmış havası oluşturmak için yaptıklarını düşünüyorum.

Şunu da unutmamak gerekir ki, Haçlı seferlerinde başarılı olamayan ve İngilizlerin başını çektiği Hıristiyan dünyası da, çıkarları için Yahudilere gaz verip Müslümanları katlettirip, yerinden ettirmeleri,  Yahudilerin de kendilerine muhtaç ettirme yöntemi de bir plan olarak düşünülebilir .Halbuki Yahudileri tarih boyunca Hristiyanlar,Yahudilere zulmetmiş ve yerlerinden etmişlerdir. Yani Hıristiyan dünyası da kendileri gibi Yahudilerin azgın bir millet olduğunu çok iyi bilir.
Yahudiler hep İslam dünyasından iyilik görmüşlerdir.İslam alemi şucu bucu entrikalarını bırakıp birlik olmak zorundadır. Bu olmadığı takdirde Kurtlara sarı öküzün verilmesi hikayesinde olduğu gibi, bu azgın  Siyonistler ve medeniyet ajandasına bürünmüş hala Orta Çağ da birbirlerini kesen cani kafa yapısına sahip batılı iki yüzlü alçakların da desteğiyle, İslâm ülkelerini ve özellikle Ortadoğudaki Müslüman ülkelerini tek tek avlamaya devam edeceklerdir. Öncelikle Müslüman halklar uyanmalıdır. Artık yeter denmelidir. Allah(c.c)"Ey iman edenler, Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin.Onlar ancak birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez."(Maide suresi 51.ayet)

     İnsanlık tarihine baktığımızda Allah, azgınlaşan ve hak ve adalet yolundan   uzaklaşan topluluklardan; Nuh peygamberin Kavmi,  Semûd Kavmi, Lut peygamberin  Kavmi, Ad kavmi  gibi milletleri öyle bir felaketle helak etmiş ki, insanlığa bu kıssalardan ibret alsınlar diye anlatılmaktadır. Allah'tan dileğimiz aşağıda anlatacağım bu felaketlerden darısı zalimlerin başına gelmesidir.

     Milâttan sonra 79.yılında İtalya da Napoli’ye 25 km mesafede bulunan Pompei Şehri Vezüv Yanardağından  fışkıran  lav ve küllerin altında kalarak  kaybolmuştur. O zamanlar Romalılar  bu şehri bir eğlence yeri haline getirmişlerdi. Zenginlik ve debdebenin akıl almaz bir şekle girdiği bu yeri gören,ahlaklı ve namuslu  kişilerin, yüzünü kapatacağı, gözlerini yumacağı,, her türlü fuhuş hallerinin  yapıldığı bir pazar haline getirmişlerdi. Hele son zamanlarında, akla hayale gelmeyen, hatta düşünülemeyen her türlü ahlaksızlık ve azgınlık son haddine varmıştı. Bir yaz günü, çoğunun eğlencede olduğu bir saatte, Vezüv yanardağından  çıkan kızgın lavlar, küller,taşlar havadan üzerlerine  yağmaya başlar. Birdenbire büyük bir gürültü ve sarsıntı ile faaliyete geçen yanardağ, hemen eteklerinde kurulmuş bulunan günün ihtişamlı şehri Pompei de oturanları pek gafil avladı. Fışkıran lavlar bir anda Pompei şehrine iner ve karşısına çıkan canlı cansız her şeyi kavurup kül eder. Bir anda her yer 4-5 metre yüksekliğe kadar,kızgın çamur deryası ile kaplanır.Pompei şehri bu hadise de tarihe karışırken  sayısız insan kızgın lavlar altında feci bir şekilde yok olup gider. 1748'den sonra yapılan kazılar sırasında lavların sertleşir, insanların olduğu kısımların bir boşluk halinde kaldığı görülür. Kazı sırasında bu boşluklara akıtılan sıvı alçının donması ile  insanların  bu felaket anında ne halde ise olduğu şekli ile meydana çıkar. Çoğunun akıl almaz bir şekilde çok çirkin işler yapar şekilde kaldıkları görülür. Kazılardan sonra  çıkan evler, sokaklar ve  diğer eşyalar turistlerin çok ilgisini çektiğinden, şimdi burası ibretlik için turistik bir yer haline gelmiştir. Bu şehir Unesco'nun (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) dünya miras listesinde bulunmaktadır

   Allah'tan ümit kesilmez. Dileğimiz vicdanın kazanmasıdır. Şayet İnsan isen vicdan sahibi isen İnanıyorsan  yerin mazlumların yanında olsun. Hak ve hakikatin yanında olsun. Öldürülen mazlumların  ve çocukların ahını  Allah mutlaka alacaktır. Allah tehir eder ama ihmal etmez. Allah Hz. Musa'yı Firavun’un sarayında yetiştirdiği gibi. Topal bir sivrisineğin Nemrud’un beynine girip kafasına tokmakla vura vura yok ettiği gibi sonuç olabilir. Yeter ki insani, vicdani ve İslami  yolda samimi olalım…."Kim bilir belki yarın belki yarından da yakın"

            Selam ve Dua ile kalın………