SİESTA

YÜKSEL KÖKER yukselkoker58@gmail.com

Umudumuz yeniden çiçek açıyor, dilhanemizi temiz tutalım kurumasın bahçemiz. Cemreler düşecek ve yaklaştığının farkında değil miyiz? Değiliz, kimseden habersiz bedensizliğe neşet ettik galiba! Evet, sonsuzluğun sonundayız ve bütün olup biten bu kadar! Hiç olmadı böylesi, evet hiç olmadı. Nasıl anlatsak da nasıl anlasalar? Bir başka ruhumuzu kutsayan esrik rüzgar ve esrik rüzgardan sonra kopan her deli fırtına ile esrarlı bakışımıza düşen peşi sıra yıldırımlar... Dinsin desek deli fırtına bile isteye sonrası daha yakıcı. Tabii ki yakıcılığını bildiğimiz için sonsuzluğun sonunda olduğumuza eminiz. Birbirimizden biraz uzak kalsak kıyamet kopuyor. Ve ve yokluğumuz "bütün olup bitenler bu kadar" çağrıșımını yapıyor, sonra da her şey buraya kadar diyoruz. Bu kadar kolay mı çekip gitmelerimiz? Hayır hayır desek kocaman bir hiç deyip yokuşa sürüyoruz!

Sinirler gergin ve geceden kalan uykusuzluğa ne dermân ki? Sorusuna hemen siesta zaman uykuları ve uykusuzluğun dermânına böyle bir tahmin, tabii uyuyabilirsek ve dokunabilirsek gözlerimizle gözlerimize! Evet, sonrası yok işteye; zamanın dalgın sularına teşne sen bir saat, ben bir asır diyerek uyusak bile hiç geçmeyecek acıyan yerlerimiz var. Asra yemin rüyamıza gelen rahvan adımlar sil başı baştan ile sebebine sebepsiz yokluğumuza her dem uyumak için kapatırsak göz kapaklarımızı yüzümüze, hele bir bak bozulan kaç tılsım daha var? Bir bir bozulsa bir daha gelir misin, gidebilir miyim bir daha onu da bilmiyorum ve aksine esiyor kapılmak kolay değil bir daha esrik rüzgara!
Rüyalarda buluşalım öyle mi? İyi de o nasıl olacak? Nasıl olacaksa öyle olacak deyip derin bir uyku vakti ve vakti saati yerli yerinde câna!

Her şey câna değil mi? Evet her şey câna olduğu için rüyalarımızı suçladık, suçu neydi rüyalarımızın? Neden neden sahi söyler misin rüyalarımızdan esen esrik rüzgar sesini duyunca parmak uçlarına basarak gidișlerimiz usul usul? Neymiş efendim rahatsız etmek istemeyeșimize ileri yokluğun ötesinde nabız atışlarımız. Aynı zamanda ne kadar da hassasmıșız biliyor musun? Ya ya ne demezsin! Nasıl bir sevdadır öylesine geçip gidiyor yanı başımızdan nasıl? Uzatsak elimizi dokunacak gibiyiz lâkin hem varız hem yokuz.