ÇÖZÜM

YÜKSEL KÖKER yukselkoker58@gmail.com


Böyle olacağı ta en başından belli olan hayatın ceremesini biz çekerken cahil tutkusuna yenik düşmenin bahanesine sığınmak nafile... Nasıl cahile yenilecek kadar bilgi sahibiyiz yoksa biz mi onlar mı daha cahil? Aslında sorulacak soru bu ve buna benzer sorular!

Doğru nettir ve aklın yolu birdir. O halde kimin doğrusu doğru. Herkesin doğrusu kendine göre doğru olsa da doğrunun doğru tarifi ve içeriği var. Her dem matematikte iki kere iki dört ediyor lâkin çoğu zaman hayatın içinden geçerken ve hayatın normal akıșında dört etmeyebiliyor. O halde ilk aklımıza gelen doğruların asgari müşteriğinde ivedi anlaşma olmalı. Peki nasıl anlaşma olmalı? Ortak akılla, sabit fikirlerden ve takıntılardan uzak kalarak. Bu mümkün mü? Mümkünatına ne mümkün! Böyle beyinleri kapat ve aç da kurtarmaz, o halde format atmalı sil başı baştan diyerek. Zor bu işler etrafımızda olup bitenlere baktıkça, battığımızın hiç farkında değiliz. Tinatik batarken tanrım sana geliyorum müziği çalıyordu keman eşliğinde, tıpkı bu manzara yaşanıyor.

Sorunların biriken tükenmișliğine iștiyak daha dip var mı yoksa dibin dibinde miyiz? Nerede olduğumuz tam belli olmasa ne dibe doğru garip bir sürükleniș yaşanıyor. Neden bu kadar karamsar bir metin diğer metinlerine bakarak diyebilirsiniz ve diyebilirsiniz ki sözcükler kendi ağırlığını taşır ve doğruluk payı vardır. Elbette olabilir ama zamana oynamak, yani günü kurtarmak çözümsüzlüğün çözüm olduğu sakıncalı bir düşünceye doğru sürüklüyor. Eleştirmek kolay lâkin çözümsüzlüğe alternatifi yok demek çözümsüzlüğün ta kendisi. Elbette çözüm var nefes aldığın müddet.