BİR BAHAR DAHA

YÜKSEL KÖKER yukselkoker58@gmail.com

Bitimsiz ölümüne ne sevda ki ne insanlar geçti bu dünyadan! Nasıl yaşadı bir atımlık canı, bir daha gelmez deme! Bir daha gelse bir daha yaşayacak! 

"İklimim nur yağsa inkâr, nâz eder esrik bu efkâr 
Özde gülmez, keşte esrâr, hâl-i bezgin sitemkâr" 

Savrulur dünyân bir boşluktan başka bir boşluğa! Uçurumlardan dibin dibine düşmeye gör düşerken esrik rüzgâr vurur yüzüne yüzüne! Yorgun düşlerin sahici dokunuşları ne? Bitmeyen enkaz masalında son gün ve günler sayılı nefes. 

Șimdi neredesin, hangi dibindesin cehennemin kim bilir? Sorma bu olup bitenleri ve bitecekleri acı duyan gözlerinden kalma izler var. Bakışlar bazen gider gibi görünür, gitmez. Gitmeyen günlerde bazen ufuk çizgisinde batan güneş, bazen bakışlar yıldız yıldız.

Albeni ağular kapanmayan çatlaklardan sızar arada bir ve avuçlasan ele gelmez. Vaktin hasretinde bunlu günler ile tavlar yerinden her geçen saat ve dimağı düşlere şizofren saçmalık. Biçare kelimeler harf harf gözlerde ve feri bitirecek lâkin kurulan her cümlesi benimse kalem oynatmaz son satır ve aralığında yakacak ufak kıvılcımlar. Yazıldı çizildi içre veda metni ve rüzgârın şiddetine ram kuş uçumu ivedi kestirme. Sonra çeker yağlı urganı paslı tavan demirleri ve intihar düşlerimiz göz kırpar ikliminden.

Hiç bitmeyecek ve hiç gelmeyecek sandığımız sonların sonu bir baktın bahar sessizliğinde 
gelmiş karşına ve ben burdayım der lâkin  neden sonra gelir aklına. Yüzüne yüzüne vuran rüzgârın yerlerden ardı sıra sürüklediği kül rengi enkaz tozları karışır iklime. Sonra içre bir sesleniş; sıcak iklimin sıcak insanları binalar devrilmeden bir baharınız daha vardı desek ne yoktu bir baharı daha!