Medarıiftiharımız: Prof. Dr. Saim Sakaoğlu
Medarıiftiharımız: Prof. Dr. Saim Sakaoğlu
Hasan oğlu Mehmet’in küçük oğlu
Salih kızı Zeliha’nın küçük oğlu
Hasan ve Hayriye ‘nin kardeşleri
Hacı Kamil ve Hayriye Gülen’nin damadı
Yurdanur Gülen’nin eşi
Sercen ve Seren’nin babası
Güven’nin dedesi
Ben Saim Sakaoğlu…
Hocaların hocası Profesör Saim Sakaoğlu Konya 1939 Çaybaşı mahallesinde dünyaya gözlerini açmıştır .Annesi Zeliha hanım, babası Mehmet bey, ağabeyi Hasan bey, ablası Hayriye ve evin en küçüğü ise hocaların hocası Saim Sakaoğlu’dur.
Çaybaşı Mahallesi’nin bir kültür yuvası olduğunu, evleri olup yazın kalanlar, bir de sürekli orada yaşayanlar, çoğunluğunun tek katlı evleri olduğundan ve yazın gelip gidenlerin de renkli bir kültür oluşturduğunu anlatır. Evlerinin tandırı olduğunu, annesinin tandırda saç böreği yaptığını, en çok sevdiği yemeklerin başında tirit geldiğini vurgu yapıyor ve şöyle diyor. Her evin kendi tiridinin tadı farklıdır, şimdi olsa üç öğün tirit yerim, çünkü o tirit de annemim ve ablamın ellerinin tadı vardı.
Yemeklerin arkasından köpük helvası yerdik. Konya’ nın meşhur çöğenden yapılan köpük helvası. Helvadan sonra tek demlikle demlenen çay içerdik. Her zaman çay içmezdik eskiden diye de ekliyor hocamız.
Hocaların hocası Saik Sakaoğlu 1957 ‘den beri günlük tuttuğunu, o günlüklerin bu günlere ışık tutuğunu anlatıyor.
Çocukluğumuz da kendimize ait oyunlar kurardık diyor. Kartopunun içine taş koyar, iyice suyla sıkıştırır cam gibi yapardık. Duvara vurduğumuzda kimin kartopu parçalanmazsa oyunu o kazanırdı. Günlüklerimde sevinçlerim hüzünlerim, acılarım, özlemlerim, anılarım tek tek yazılıdır. Okumayı, yazmayı çok sevdiğini söyleyen hocamız, ilkokulda okul kitaplığından kitaplar alır, okur, yeniden başka kitaplar alırdım diyor.İyi bir gazete okuyucu olan yazarımız, ağabeyinin kütüphanesinden çok faydalandığından dem vuruyor.
Lise yıllarında ÖZLEM isimli dergi çıkardıklarını, arkadaşlarıyla birlikte yazılar yazdıklarını aktarıyor. Eskiden bize yol gösterici yoktu, bazı arkadaşlar doktor, mühendis gibi okullara gideceklerini belirtseler de benim hiçbir fikrim yoktu.
1 Ekim 1959 Cuma günü okulun son kayıt günün de kayıt oldum, hukuk okumaya başladım, fakat sevemedim bıraktım.Çapa Yüksek Öğretmen Okuluna başladım. Sınava girdim Edebiyat Fakultesi ‘ne başladım. Öğretmenlerim Türkiye’ nin en kıdemli öğretmenlerindendi, Yasenin Banarlı, Orhan Şefik Gökay, Behçet Necatigil denetiminde kazandım sınavı. Çapa okulumu çok seviyorum, beni öğretmen yaptı, profesör yaptı. Okulumun rozetini yakamda hep taşırım diye de ekliyor.
Konya Selçuk Üniversitesi Dekanlığı da yapan hocaların hocası, kendi memleketinde görev yapmaktan onur duyduğunu söylüyor.
Trabzon da bir konferansa gittiğimde konuşmaya hocalarımdan bahsederek başladım. Ord. Prof. Reşid Rahmeti Arat, Prof. Ahmet Kaplan, Prof Ahmet Caferoğlu, Prof. Faruk Kadri Timurtaş, ve Ahmet Hamdi Tanpınar. Ben tek tek saymaya başlayınca salondan sesler yükseliyordu ne değerli hocaları varmış diye sesler yükselmişti.
Okulum bittikten sonra zorunlu hizmet yerim olan kura çekiminde çıkan Tokat’ gittim. Bir yatılı okulda öğretmenlik yapıyordum, geceleri okulda kalıyordum. Tokatlıların gönlü razı gelmedi benim tek başıma okulda kalmama, seni evlendirelim dediler. Çok sürmedi eşimle orada evlendim. Sonrası Erzurum Atatürk üniversitesi ve orada ilk baba oluşunu. Mehmet isimli bir oğlu olduğunu, hastalandığını, doktora götürdüklerini, doğuştan kalbinin delik olduğu için onu kaybettiğini anlatırken boğazı düğümleniyor hocaların hocasının. Allah gani gani rahmet eylesin inşallah.
Ve ikinci, ve üçüncü kez baba oldum iki kızım oldu, onlar bana aile olmayı, babalığıma sevinçleriyle geldiler diye ekliyor.
Hocaların hocası o kadar mütavazi bir insandır ki, kendi öğrencisi adına bir kitap yazar. Öğrenci Ali Berat ‘ dır.
İlk masalını dedesinin ikinci hanımından dinleyen hocaların hocası, masalları, efsaneleri çok sever.Konya’lı olduğunu gururla, onurla anlatırken ‘’ Konya anlat anlat bitmez, ben de üç şey çok kıymetlidir diye ekler, benim üç sevdam vardır ‘’ Birincisi Türk Dili, ikincisi Türk Halk Edebiyatı, üçüncüsü Konya ‘’
O bir Konya’ lı, o bir araştırmacı yazar, o bir öğretmen, o bir hocaların hocası, o bir değer, o Türkiye’ nin Medarıiftiharıdır…
Çocukluğunda üç kazadan da sağ kurtulan hocamız, kendini anlatırken, evlere henüz yeni gelmiş elektrik prizine çivi batırmaya çalışmış, elektrik çarpmasından kurtulmuş. Daha sonra yavaş giden bir kamyonun arkasına tutunmuş, kamyon hızlanınca yere düşmüş yaralanmış. Daha sonra evlerinin önünden geçen Çaybaşı mahallesindeki çaya düşmüş, kürek gitti, kürek gitti diye bağırırken mahalleli hocaların hocasını kurtarmışlar. Öldürmeyen Allah öldürmez sözü ne güzel de can buldu burada. İyi ki de can buldu ki bizlere değerli eserler verdi. Sadece Konya ‘lı olanlar değil, Türkiye’ nin onuru ve gururu, medarıiftiarıdır sayın hocamız.
Eserleri, kitapları, ödülleri, makaleleri ,ünvanları saymakla bitiremeyeceğimiz hocaların hocası şöyle diyor. ‘’Bir insanı ancak en doğru kendi anlatabilir’ ’Bu sözlerden yola çıkarsak eğer, ne yazsak, ne anlatsak eksik olacak fakat tek gerçeğimiz var ki o da sayın profesör Saim Sakaoğlu hocamızın, hocaların hocasının hepimizin medarıiftarı olduğu gerçeğidir. Şu an okuduğum okulum Edebiyat Fakultesi nin de hocası olan hocamızdan, geç de olsa edebiyat adına çok şey öğreniyorum.
Eserlerinden bazılarını yazabildiğimiz kadarını aktaralım okuyucularımıza.
Erzurumlular ve Erzurumlular Üzerine Yazılar, Masal Araştırmaları, 101 Türk Efsaneleri, Türk Masalları, Nasreddin Hocadan Seçmeler, Masal Araştımaları 2, Türk Mahalli Fıkra Tipleri, Türk Gölge Oyunu Karagöz, Bayburtlu Zihni, 101 Anadolu Efsanesi, 101 Dünya Efsanesi 71 eser sahibidir . Eserleri ,ingilizce, Almanca, Fransızca, Mekodanca, Japonca ya çevrilmiştir.
1973 yılında Tercüman gazetesinin eleştiri birincilik ödülünü kazandı. Aynı yıl Atatürk ve Türk Dili adlı eseriyle aynı gazetenin düzenlediği yarışmada birincilik ödülünü, 1981 yılında “Atatürk ve Türk Dili” konulu eser yarışmasında, Atatürk’ün Dili Türkçe adlı eseriyle birinciliğe lâyık bulundu, 1982 yılında Kayseri Sanatçılar Derneğinin Yılın Folklorcusu Armağanını, 1985 yılında İhsan Hınçer Hizmet Ödülünü, 1990 yılında Türkiye İş Bankası Büyük Ödülünü kazandı. Folklor Araştırma Kurumu, İLESAM ve Amerikan Folklore Society’nin üyesidir.
Hocaların hocası Saim Sakaoğlu’ hocamıza Allah daha nice sağlıklı uzun ömürler bahşetsin inşallah. Okuyucularımızın nezdinde saygılarımı sunuyorum.