OKUMAK İNSANİ BİR EYLEMDİR -3
Çok ilginç değil mi? Biz dahil çevremizdeki her şey atomlardan oluşmaktadır. Atom ise kabaca; elektron, nötron, protondan’dan. Nötron ve protonlar ise kuark ve gluon denilen atom altı parçacıklardan. Bu nedir diye sorduğumuzda onun cansız bir madde olduğunu anlarız. İlk aklıma gelen atomlar, oksijen, hidrojen, altın, gümüş, demir, karbon, azot, sodyum vb hepsi cansız maddedirler. Değişik oranlarda bir araya gelerek molekül dediğimiz yine de cansız maddeleri oluştururlar. Bu cansız maddelerin düşünebildiğini hayal edebiliyor musunuz?
“Büyük patlamadan bu güne geçen 13.8 milyar yıl içerisinde gerçekleşen, en şaşırtıcı gelişmelerden biri de, aptal ve cansız maddenin zeka kazanmasıdır. (…) Bir madde kütlesinin zekaya sahip olduğunu söylemek, ne anlama gelir? Ya da bir objenin hatırlayabildiği, işlem yapabildiği ve öğrenebildiğini söylemek?” (“Yaşam 3.0 Yapay zeka Çağında İnsan Olmak”, Max Tegmark, çeviri:Ekin can Göksoy, Pegasus yayınları s.73)
Gerçekten de ilginç, inanılmaz değil mi? Yaşamın atomlardan moleküllere, moleküllerden dokulara hücrelere, organellere, organlara ve insan beynine ulaşması. Bu nasıl oluyor diye düşünebiliriz.
“Balıktan insana kadar tüm evrim boyunca beyin, birinin odun ateşi, elektrikli ısıtıcı ve merkezi doğalgazla ısıttığı evine güneş ısıtma sistemini de eklemesine benzer biçimde, eski olan kısımlardan kurtulmaksızın, kendine yeni kısımlar eklemiştir.” (Hayvanlar Ne İster, Marian Stamp Dawkins, Alfa Basım Yayım Dağıtım, Çeviren: Çağatay Tarhan, s.94)
Bu süreç bana öyle ilginç geliyor ki; sanki atom altı parçacıklar, kendilerinin ne olduklarını öğrenebilmek, kendileri hakkında bilgi sahibi olabilmek için, evrendeki bütün maddeleri, canlıları, bütün hayvanları ve son olarak da insanı oluşturmaya çalışmışlardır. Peki insanı oluşturmaları, atom altı parçacıkların ne işlerine yarar? İnsan beyni evrenin sonsuzluğunu öğrenmeye çalışıyor ama en çok da, neden oluştuğunu, yani atom altı parçacıkları anlamaya, açıklamaya çalışıyor. Kısaca atomlardan oluşan insan ve insan beyni, düşünerek, konuşarak, yazarak, her türden bilgiyi paylaşarak, okuyarak atomu anlamaya, açıklamaya çalışıyor. İnsan beyni tam olarak evrenin neden ne zaman nasıl oluştuğunu anlayabilecek ve açıklayabilecek mi, bilemiyorum. Ama süreç bu yönde ilerliyor. Bilim her geçen gün yeni yeni keşifler yapmaya, araçlar üretmeye, bilinmezleri aydınlığa çıkarmaya çalışıyor. Bütün bunlarla birlikte bilinç dediğimiz şey nedir?
‘’Bilinç sıra dışıdır, gizemlidir ve maddi değildir. O, makindeki hayalettir’’ (…) ‘’Bilinç, şifresini henüz çözemediğimiz, oldukça yetenekli bir yazılımdır’’ (Hayvanlar Ne İster, Marian Stamp Dawkins, Alfa Basım Yayım Dağıtım, Çeviren: Çağatay Tarhan, s.71-73)
Sanıyorum bu günlük de burada kalmak uygun olacak. Gelecek yazımız ilginç ve önemli konularla kaldığı yerden devam edecektir.