YÜKSEL KÖKER

YÜKSEL KÖKER

[email protected]

UYANIŞ 

03 Şubat 2026 - 22:54


Ara yüz konforunda bir günün beyliği beylik hâlinin yaşamın garip tecellisinde nihâyet bulması... Gerçek değişecek mi yoksa kaynağın sıfır noktasına kadar ulaşıp hâkikatin varlığına dokunabilecek mi?

Gerçek dediğimiz dış dünyada rastlanabilecek sabit oluşum değildir ve algılarımız tarafından inşa edilir. Dokunduğumuz, gördüğümüz ve hissettiğimiz yalnızca yorumdur. Bu yorumlar arttıkça hakikatin daha açık hale geleceği sanılır. Oysa fazlasıyla yorumlanan gerçeklik gittikçe bulanıklaşır, üzerine sis perdesi iner ve özünden uzaklaşır. İşte insan, kendisine sunulan sınırlar içerisinde düşünmeye alıştığından, çerçeveyi sorgulamayı unutur ve çerçevenin kendisini tüm dünyası zannetmeye başlar.

Hakikat ne bir kapıyı çalıp davette bulunur ne de zorla kendini hissettirir, bihanealeyh sessizdir ve hep oradadır. Yalnızca bekler. Șunu bilmek yeterli ki hakikatle yüzleşmek cesaret, kararlılık ve acıya göğüs gerebilmeyi gerektirir. Onu arayanlar için bu süreç çetin ve acı bir yoldur... Ondan uzak duranlar içinse hakikat görünmez olur, yokmuş gibi davranılır. İnsan, tarihin her anında olduğu gibi yine aynı kavşakta beklemektedir; değişmeyen o kadim sorunun eşiğinde: Bilmek mi? Yoksa bildiğini sandığı yerde kalmak mı?

Uyanış ise genellikle anlık bir aydınlanma  görülse de aslında uzun soluklu ve derin bir huzursuzluğun ürünüdür. Her şeyin düzenli ve yerleşik göründüğü anlarda hissedilen o anlatılması zor boşluk, bir eksiklik duygusu olarak kendini gösterir ve varoluşun ilk itirazı olarak karşımıza çıkar. İnsanı çepeçevre saran düzen, bu itirazın yükselmesini engellemek için var gücüyle çalışır, çünkü sorgulamaya başlayan bir zihin, sistemi tehdit eder; sorular sormaya başlayan birey, artık itaat etmez hale gelir ve bu bağımsızlık, mevcut dengeyi bozma potansiyeline sahiptir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum