"Tanrı benimle ne kastetmiş olabilir’’ Kierkegaard
BİREYSEL BİR VAROLUŞÇULUK, KENDİNİ SEÇ
İnsan varoluşçuluğunu kendi bizzat yaşayarak, yaparak kendini oluşturur. Diğer canlılardan farklı oluşu da burada yatar. Yani kendini inşa eder. İnsanın yaptığı her tercih farklı evrelerini belirler.
İnsanın hakikati ve öznelliği önemlidir. Kendini var eden özne bir süreçten geçer.
Buna Kierkegaard, öznenin kendini yeniden var etmesi diyor. Ona göre insan akılla kavranabilen bir varlık değildir. İnsanı sadece aklı ile tanımlamanın yanlış olacağını duyguları ile var olan bir özne olduğuna vurgu yapar.
Duygular yumağı insanın en önemli felsefesidir ve insan durağan bir varlık değildir. Kendini var etmek için çeşitli süreçlerden geçer.
Duygu ve tutkular öznenin varoluşunu kanıtlar.
Estetik evresi / Etik evresi / Dini evresi
Estetik evrede birey en çok kendi mutlu olduğu hazları seçer, çok sorumluluk almaz, mutluluğu için ne gerekliyse ona yönelir. Burada da iki seçim vardır. Dolaysızlık ve düşünsellik. Burada birey tamamen kendine ve mutluluğuna odaklıdır. Estetik evrede yaşayan özneler tolumdan uzakta değillerdir ve tek yaptıkları sorumluluk almayan ve sadece haz peşinde olan insanlardır.
İnsanın estetik evresinde her ne kadar mutlu olma evresi geçirmiş olsa de bir zaman sonra iç bunalımları başlar, boşluğa ve umutsuzluğa düşer. Zira insan bir ömür boyu haz peşinde koşamaz. Bu mutluluk ve haz peşinde bir müddet koştuktan sonra umutsuzluk ve arayış başlar.
İşte bu arayışı etik arayıştır, ancak bu etik arayışta kendini tanımlamak için bir yol bulabilir ve bu kaostan çıkabilsin.
İnsanın bu etik evresi çok önemlidir, zira hazcılıktan çıkıp kendini toplumsal olarak var etmesi gerekecek bunun için arayışa girecektir ki bu birey için büyük bir sorumluluk duygusu gerektirir.
Sorumlukları, ailesi, çalışması gerekliliği, özgürlüğü, neyi yapması veya neyi yapmaması gerektiği gibi bir takım kişisel yaptırımlar ve kendini yeniden oluşturabilme çabası.
Burada sorumlu bir birey tavrı gerektirir. Ödevlerini ve sorumlulukların bilincinde olan bir birey olarak var olması için ilk önce ödev bilincinin kendi özgür iradesiyle seçtiği etik kararlar ve doğrulardır.
Tolum normlarında nasıl bir insan olduğunu, diğer insanlarda bir arada yaşarken kendini yeniden oluşturma çabasını etik evrede nasıl tamamlayacağı öznenin kendisine ve seçimlerine bağlıdır. Birinci evreden çıkan özne toplumun bir parçası olarak kendi yerini kendi belirleyecektir. Bunun oluşması için en güzel evre etik evredir.
Etik evreden sonra bireyin dini evresi başlar. Burada insan her iki evreden geçerek Tanrıya yönelişe geçer. Burada tam bir teslimiyet vardır ve birey ile Tanrı arasındaki ilişkiden geçer. Bu ne dışardan yaptırımla olur ne de kurallarla. Sadece insanın Tanrı ile arasındaki bağla oluşur. İnsan bunu kendi şekillendirdikçe kendi varoluşunu da tamamlayacaktır.
Sadece akıl ile var olmayan insanın duyguları ve içinde kim olduğunu bilme ve kendini oluşturma çabası üç evreden geçerken, her bir basamakta kendini tanımlayan insan en sonunda tanrıya varması arayışını bir anlamda tamamlamasıdır.
BEN KİMİM ? Bu üç evreyi tamamlarken son evrede ben kimim sorusuna cevap arar ki zaten insan arayışla var olur.
İşte ‘’ TANRI BENİMLE NE KASDETMİŞ OLABİLİR’’
Kendini bulan, kendini tanımlayabilen ve kendi kalabilmeyi başarabilen insana ne mutlu. Her ne kadar dini evrede varoluşunu tamamlasa da bana göre etik evre büyük bir sıçrayışıdır insanın. Son evreye varabilmesi için de en güzel yol etik evredir. Kim olduğunun ve kim olmadığının temel taşları bu evrede atılır.
Son evrede her şeyden vazgeçmiş bir birey olmaktan daha çok, inancıyla etik evrede kalabilmeyi başarabilen, varoluşunu üç evrede tamamlayan insan, taşları yerine koya koya kimlik kazanır. Tanrı benimle ne kasdetmiş olabilir cümlesinin altını yine insan kendi doldurur. İman ve arayış seçimlerini en iyi dengede tutar. Sırtını hiçbir yere yaslamayan insan boşlukta sallanır. Bura da Kierkegaard ‘ın varoluşçu felsefesinin evrelerinden bahsederken kendini seç dediği, kendini inancında ara ve bul. Tanrı ile aradaki mesafe ne kadar daralırsa o kadar kendine varırsın anlamındadır. Bu bir emirvaki değil, insanın kendi öz iradesiyle Tanrı ile arasındaki özgür seçimidir. Toplumun veya dini otoritenin değil, öznenin kendi seçimiyle varoluşu aramasıdır, bu yüzden kendini seç diyor Kierkeaagard....


YORUMLAR