gözlerindeki o değerli taşı
düşür hele yanaklarına
görsünler bakalım
bir taş öylece
ılık ılık sessizce
hiç kırılmadan nasıl düşer gelirmiş yüreğine
hangi dağ,eteğindeki kardeleni görmemiş ki
hangi ırmak denizine ulaşamamış ki
hangi dal,baharında patlamamış ki
dök şimdi yapraklarını sen baştan aşağı
toprağından filizleyen tohumun kırma filizini
sür kıştan çıkmış yorgun baharın izini
kaldır başını bir bak etrafına
istasyonlara,otogarlara,limanlara
gidenle,kalanın türküsü hep uzun hava
yolda kalan bozlak söylüyor
dişlerini birbirine vura vura
gözündeki yaşı mendile döke saça
kırmızı kuşak bağlayan el
sahipsiz mezara dikilen taş
duası makbul dil
başı karlı dağ
sulu sepken yağmur
buydağı biçilmiş toprak
siyah yağan kar
törpülenen ömür
ölmeden de gömülür insan
nefes nefese savaş yaşam
kış göğü devirirken usulca yere
kiminin pırlantası küçük
kiminin ekmeği bayat
sevgiye biçilmezki fiyat
boşuna emek vermişim heyyat
Sana borcumu ödüyorum hayat


YORUMLAR