Üç saçaklı kız cemreler tek tek düşmeyi bekliyor. Sadece onlar mı bizler de dört gözle cemrelerin düşmesini bekliyoruz. 19–20 Şubat'ta havaya düşer. İkinci cemre 26–27 Şubat'ta suya,üçüncü cemre ise 5–6 Mart'ta toprağa düşer.
Bulutların gökyüzünde tepişip durduğu bir zaman da düşer ilk cemre havaya. Taş taşa kuytu olur, güneş yarım yamalak yüzünü bir gösterir bir kaçar. İkinci cemre suyun soğuk derecesini kırar, akan suya elinizi uzattığınızda artık o buz gibi elinizi kesen soğuk su akmaz. Üçüncü cemre toprağa düşer, toprak üzerine yağan yağmurlardan sonra pamuk gibi olur. Uyanır börtü, böcek, karıncaların ilk telaşı başlar.
Ağaçlar durur mu hiç, patlatır tohumlarını, çiçeğe durur. Bahar ayı gelmiştir, uykusu kaçar her şeyin bu mevsim. Kışın üzerimize düşen o kasvetli hava sıyrılır gider bizden baharla birlikte. Toprak uyanır, yeşile boyanır. Çiçeklenir doğa, kuşlar daldan dala çığrışarak konarlar.Kırlarda güneyik ,tarlalarda buğday başağa durur. Mart kuzuları meleşir, haşmetli dağların yüzü güler.
Deniz, güneşini alır koynuna, suyunu ısıtır.
Büyükler ‘’ Mart kapıdan baktırır, kazmayı küreği yaktırır ‘’ sözüne de fazla inanmayınız. Evet mart ayın da kar yağar ama tutunamaz ki, hemen arkasından bir rüzgar, bir güneş, toprağın da sıcak nefesi ile dayanamaz kar tutunmaya. Cemreler düşmüştür artık, her düşen cemre kendi sefasını sürerken, insanların uyanışına tanık olurlar.
Her yıl bahar ayı yeni bir başlangıçtır hayata. ‘’ Her bitiş yeni bir başlangıçtır ‘’Belki her mevsim beklenir ama bahar ayını başka bekler insanlar. Doğanın uyanışıdır zira.
Görünen değişiyor, görünmeyen değişmiyor.
Gözlemle, dinle, sus, az yargıla, çok sor… Platon
Görünen değişiyor, görünmeyen değişmiyor. Gözlemle, dinle, sus, az yargıla, sor… İşte hayatın şifrelerini bize Platon söylüyor. İnsan için bu tanıklık çok değerli bir tanıklıktır.
Görünmeyen zaten değişmez bizi yaratan. Görünen her mevsim nasibini alarak tüm renklerin cümbüşünü bize sunar. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış. Kıştan sonra ilk mevsim ilk bahar ve cemrelerin bize getirdiği müjdeler.
Dinle, dinlemek öğrenmenin yarısından fazlasıdır. Önce dinlemek lazım, bilge insanları ve doğayı. Dinlemek için susmayı öğrenmek gerekir ki, susmak , dilin imtihanıdır. İnsan ancak sustuğunda duyabilir hayatın ahenkli müzik ritmini. Az yargıla, hiç kimsenin neler yaşadığını tam olarak bilemezsiniz, onun için ön yargılı olmadan önce, o kişi yi önce dinlemek, sonra gözlemek lazım ki ,o insan hakkın da tam fikir sahibi olalım. Şimdiye kadar yanlış öğrendiğimiz önyargı kalıplarından çıkarak, tanımadan, bilmeden fikir beyan etmemek lazımdır.
Gelelim en önemli kısıma ‘’ Çok sor ‘’ İnsanlar her şeyi sorarak ve mukayese yaparak öğrenir. Öğrenmenin ilk koşulu soru sormaktır. Bu ille de karşı tarafa soru sormak değildir. İnsan en zor soruyu kendine sorar. Kaçmadan, göçmeden kendimize sorduğumuz sorulara cevap verebiliyorsak ne mutlu bize.
Çevre kirliliği, ekran kirliliği, zihin kirliliği ve yaşadığımız hayatın kaosu bizden ne alıyor ne veriyor. “İnsan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. Daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı.” Sabahattin Ali
Bu yıl insanların uyanışının yılı olsun mesela. Sorularını ilk önce kendine sorsun. Ve insan şairin dediği gibi İNSANCA BİR SEBEP BULSUN kendine. Düşecek cemreler sizi uyandırsın uykularınızdan. Bir yaşlıya hal hatır sorun, gönlünü alın. Bir yetimin başını okşayın, sevindirin. Uzaklarda olan sevdiklerinizi arayın. Kitap okuyun ve en önemlisi sorular sorun. Dünya da en kıymetli şey zamandır ve her şey zamanın da güzeldir. Hayatı yaşanır kılan canlı oluşunuzdur, ölüm her şeyi sıfırlar.


YORUMLAR