Bir akşam ezanı yaklaşırken şehirde garip bir sükûnet başlar. Gün boyu süren koşuşturmalar yavaşlar, sofralar hazırlanır, pencerelerden tencere kokuları yükselir. Ama aslında değişen sadece vakit değildir; kalbin ritmi değişir. Çünkü Ramazan gelmiştir.
Ramazan, takvimdeki bir ayın adı değildir. O, insanın kendine dönme vaktidir. On bir ay boyunca yorulan ruhun dinlenme mevsimidir. İnsan bu ayda sadece aç kalmaz; dilini tutar, gözünü korur, kalbini temizlemeye çalışır. Açlık, midede başlar ama kalpte olgunlaşır.
Sahurda kalkılan o sessiz vakitler vardır ya… Herkes uyurken mutfakta yanan bir ışık, bardakta şırıldayan su, dudaktan dökülen bir dua… İşte Ramazan en çok orada hissedilir. Çünkü sahur, sadece yemeğe kalkmak değil; gafletten uyanmaktır. İnsan o vakit anlar: Gün boyu bizi ayakta tutan sadece yemek değilmiş, asıl güç niyetteymiş.
İftar saatine doğru yeryüzünü tatlı bir bekleyiş sarar. Çocuklar saate bakar, büyükler sofrayı kontrol eder. Ama en çok da kalpler bekler. Bir hurma ile açılan oruç, aslında sabrın mükâfatıdır. İlk yudum su dudaklara değdiğinde insan şunu düşünür: Demek ki nimet, yokluğunda daha iyi anlaşılıyormuş.
Ramazan merhamet ayıdır. Komşunun kapısını çalmak, bir tabak yemeği paylaşmak, bir yetimi sevindirmek bu ayda daha anlamlıdır. Çünkü oruç, sadece aç kalmak olsaydı fakirle zengin aynı sofrada buluşmazdı. Ramazan, insanları eşitleyen ilahî bir terbiyedir. Aç kalan tokun hâlini anlar, veren alanı incitmemeyi öğrenir.
Bu ayda camiler de değişir. Teravihte omuz omuza duran insanlar birbirini tanımasa bile aynı duaya “âmin” der. Kalabalıklar içinde yalnız olmadığını hisseder insan. Secde uzadıkça dünya kısalır, kalp hafifler. Sanki insan her gece biraz daha arınır.
Ramazan aslında zamana bereket katmaktır. Aynı yirmi dört saat yaşanır ama daha çok affedilir, daha çok paylaşılır, daha çok düşünülür. Bir ay boyunca kalp eğitilir. Çünkü insanı değiştiren şey bilgi değil, tekrar eden güzel hâllerdir.
Şimdi yine o günlere giriyoruz. Belki sofralar aynı, evler aynı, biz aynıyız. Ama niyetimizi değiştirirsek ay değişir. Ramazan bize açlığı değil, ölçüyü öğretmek için geliyor; sabrı, şükrü ve merhameti hatırlatmak için geliyor.
Velhasıl Ramazan, karın doyurma vakti değil; kalp doyurma vaktidir. Bu ayı sadece takvimden geçirirsek biter, kalbimizden geçirirsek kalır.

YORUMLAR