DOĞAN ARISOY

DOĞAN ARISOY

[email protected]

ÖFKENİN TEDAVİSİ

17 Şubat 2026 - 22:16


İnsan bazen bir anda değişir. Az önce sakinken, bir sözle gerilir; bir bakışla sertleşir; küçük bir olayla bambaşka biri olur. İşte buna öfke deriz. Kapıyı çarptıran, kalp kırdıran, dilimize sahip olamayacağımız sözler söyleten hâl…

Öfke, aslında fıtratımızda vardır. Tamamen yok edilmesi gereken bir duygu değildir. Çünkü insan haksızlık karşısında hiç öfkelenmiyorsa, o da doğru değildir. Mazluma yapılan zulmü görüp hiç rahatsız olmamak, kalbin zayıflığıdır. Dinimiz bu yüzden öfkeyi tamamen kötülemez; yerini öğretir.

Bir baba evladını tehlikeden korurken öfkelenir. Bir insan zulme karşı dururken öfkelenir. Bir mümin, dinine hakaret edildiğinde içi yanar. Bu öfke kıymetlidir; çünkü aklın ve imanın emrindedir. Buna cesaret denir.

Ama öfke nefisten gelirse iş değişir. Gururdan doğarsa kırar. Kibirden doğarsa yakar. Menfaatten doğarsa zulme döner. İşte insanı pişman eden öfke budur.
Çoğu kavga bir cümleyle başlar. Çoğu dostluk bir anlık öfkeyle biter. Yılların hatırı, birkaç saniyelik gazapla silinir. Çünkü öfke geldiğinde akıl geri çekilir. İnsan o anda kendini haklı zanneder ama sonrasında en çok kendine kızar.

Öfkeli insanın hâli bellidir: Acele eder…Düşünmeden konuşur…Kırıcı olur…Ve çoğu zaman haklıyken haksız duruma düşer.
Sonra pişmanlık gelir ama söz çoktan söylenmiştir. Kalp kırılmıştır. Güven yıkılmıştır. Çünkü dilin yarası kapanır, kalbin yarası zor kapanır.

Öfke uzarsa kin doğar. Kin büyürse düşmanlık başlar. Ardından gıybet gelir, iftira gelir, intikam isteği gelir. Böylece küçük bir kızgınlık insanın hem dünyasını hem ahiretini yakar.
Bu yüzden büyükler “Öfke ateştir” demiştir. Gerçekten de içimizi yakar. Peygamber Efendimiz de öfkenin şeytandan olduğunu bildirir. Şeytan ateşten yaratılmıştır; ateşi söndüren ise sudur. Bu yüzden abdest almak kalbi serinletir.

Peki öfke geldiğinde ne yapmalı? Önce susmalı. Çünkü öfke konuşmayı sever, akıl susmayı. Sonra ortamdan uzaklaşmalı. Çünkü tartışma ateşe odun taşır.
Ayaktaysa oturmalı, oturuyorsa uzanmalı. Ve mümkünse abdest almalı. Bunlar basit görünür ama insanı büyük hatalardan kurtarır. Bir an sabreden, yıllarca pişman olmaz.


Aslında gerçek güç, bağırmak değildir. Gerçek güç, kendini tutabilmektir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurur:“Pehlivan, güreşte yenen değil; öfke anında nefsine hâkim olandır.”
Düşünelim… Birini yenmek kolaydır. Ama nefsi yenmek zordur. Çünkü insan başkasına değil, en çok kendine mağlup olur.
Kur’an-ı Kerim müminleri överken onların namazını, sadakasını anlatır; ama bir özelliği özellikle söyler: “Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler.” Demek ki affetmek zayıflık değil, olgunluktur. Öfkesini tutan küçülmez; büyür.

Öfke yok edilmez, terbiye edilir. Ateş yemek pişirirse faydalıdır, evi yakarsa felakettir. Öfke de böyledir: Aklın emrinde olursa adalet olur, nefsin emrinde olursa zarar olur.
Bu yüzden mesele öfkelenmemek değil, öfkeyi yönetmektir. Bir an durabilmek…Bir söz yutmaktır…Bir adım geri çekilmektir…Çünkü bazen insanı yücelten şey kazandığı tartışmalar değil, vazgeçtiği tartışmalardır.
Unutmayalım:
Öfkesine hâkim olan, aslında hayatına hâkim olur.; çünkü gerçek güç sabırdır.”


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum