DOĞAN ARISOY

DOĞAN ARISOY

[email protected]

ADI YAZILMAYANLARIN DESTANI: KONYA'NIN SESSİZ KAHRAMAN ANNELERİ

05 Ocak 2026 - 22:28

Tarih, çoğu zaman büyük komutanların adını yazar; meydanların, zaferlerin, anlaşmaların altını çizer. Oysa bazı destanlar vardır ki satır aralarında saklıdır. Ne bir madalyası vardır ne de bir anıtı. Adı yazılmayan, sesi duyulmayan ama yükü en ağır olan kahramanlar vardır bu topraklarda. Konya’nın sessiz kahraman anneleri gibi…

Konya… Sükûnetiyle bilinen, duası ağır, sabrı derin bir şehir. Yüzyıllardır Anadolu’nun kalbinde, evlatlarını vatana emanet eden anaların şehridir. Savaş zamanlarında cepheye mermi taşıyan, barış zamanlarında evladını toprağa veren, ama her dönemde metanetini kaybetmeyen annelerin…

Bir sabah vakti, evin avlusunda yakılan tandırın başında duran bir anne düşünün. Hamur elinde, gözü kapıda. Kapıdan çıkacak olan evlattır; dönüşü belirsiz. Anne bunu bilir. Yüreği bilir. Ama dili susar. “Gitme” demez. Çünkü bilir ki bu topraklar, bazen evlattan önce vatan ister. O an annenin içinden kopan feryat, sadece Allah’a yükselir. İnsanlara değil.

Çanakkale’ye gidenlerin ardında, Konya’dan yükselen sessiz dualar vardı. Yemen’e gidenlerin arkasında, yine aynı sabır… Kurtuluş Savaşı’nda cepheye mermi gönderen kağnıların arkasında, donmuş elleriyle ip tutan analar… Kimi evladını askere gönderdi, kimi daha kundakta toprağa verdi. Ama hiçbiri “Ben ne aldım?” diye sormadı. Çünkü onların hesabı başka bir terazideydi.
Bu annelerin adı resmi kayıtlarda geçmez. Onlar için bir madalya töreni düzenlenmez. Bir ders kitabının sayfasında fotoğrafları yoktur. Oysa bir milletin ayakta kalma iradesi, önce onların yüreğinde yoğrulmuştur. Bir askerin sırtındaki cesaret, annesinin sabrından; bir şehidin alnındaki nur, annesinin duasındandır.

Konya’nın köylerinde hâlâ siyah yazmalarını saklayan analar vardır. Yıllar geçmiş, savaş bitmiş, ama o yazma sandıktan çıkmamıştır. Çünkü acının takvimi yoktur. Gururla karışık bir hüzün, her bayram sabahı kapıyı çalar. Sofraya bir tabak fazla konur, sonra sessizce kaldırılır. Kimse “neden” diye sormaz. Herkes bilir.

Bu anneler ağlamaz sanılır. Oysa en çok onlar ağlar; ama kimse görmeden. Seccadenin ucuna düşen yaşlar, gecenin karanlığında silinir. Gündüz olduğunda ise dimdik durulur. Çünkü evlat, ağlayan bir anne değil; ayakta duran bir dua bırakmıştır geride.

Konya’nın sessiz kahraman anneleri, sadece geçmişin değil, bugünün de vicdanıdır. Şehit haberini televizyondan izlerken içleri titrer. Tanımadıkları bir evladın acısını, kendi evlatları gibi hissederler. Çünkü bu topraklarda annelik, sadece doğurmak değildir; paylaşmaktır, yüklenmektir, susmaktır.
Bugün özgürce konuşabiliyorsak, bayrağa bakarken başımızı eğmiyorsak, minarelerden ezan yükseliyorsa; bunun bedelini sadece cephede ölenler değil, geride kalan anneler de ödemiştir. Belki daha ağır bir bedelle… Çünkü bir anne için evlat, vatan kadar kutsaldır; ama vatan uğruna evlattan vazgeçmek, imanın en sessiz sınavıdır.

Adları yazılmayan bu anneler için bir anıt dikilmedi. Ama her mezar taşında, her bayrak direğinde, her özgür nefeste onların izi vardır. Konya’nın taşında toprağında, rüzgârında onların sabrı dolaşır.
Bu bir destandır. Ama gürültülü değil. Bu bir kahramanlık hikâyesidir; alkışsız, manşetsiz, sessiz…
Ve belki de en yücesi budur.

Çünkü bazı kahramanlar, sadece Allah tarafından bilinmek ister.
Allah onlardan razı olsun. Amin..

Formun Üstü

Formun Altı

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum