DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

[email protected]

RAMAZAN: GÖNÜLLERİN BAHARI

17 Şubat 2026 - 22:55

           Değerli okur kardeşlerim,
      Her yıl gelişiyle gönüllerimize ferahlık, hanelerimize bereket, kalplerimize huzur taşıyan bu mübarek ay; Kur’an’ın indirildiği mübarek bir aydır. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluş olan bir aydır. “Şeytanların zincire bağlandığı”, inananların nefsiyle baş başa kaldığı bir aydır. Bu ay yalnızca oruç tutulan bir zaman dilimi değil, aynı zamanda ruhun yeniden diriliş mevsimidir. Üç aylardan Recep ayını geride bıraktık. Şaban ayını da bitirme arefesindeyiz. çarşamba günü, yatsı namazıyla birlikte ilk teravih namazı kılınacak; gece sahura kalkıp perşembe günü de on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in ilk orucunu Allah’ın izniyle tutuyor olacağız.

        Bir insan ömür boyunca nafile oruç tutsa, Ramazan ayında tutulan bir günün sevabına bile erişemez. Çünkü bu ibadet Yüce Allah’ın emri gereği yapılmaktadır. Nasıl ki malın veya başka bir gelirin zekâtı varsa, vücudun da zekâtı oruçtur. Yüce Allah (c.c.) şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Oruç, sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size  de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.” (Bakara Suresi, 183. ayet) Yolcu veya hasta olma gibi mazeretler dışında orucun tutulması gerekir. Bu mazeretler ortadan kalktıktan sonra ise tutulamayan günlerin kaza edilmesi icap eder. Sürekli hastalık hâlinde ise tutulamayan her gün için sadaka-i fıtır verilmesi gerekir. Bu yıl da Diyanet’in  açıklamış olduğu sadaka-i fıtır miktarı 240 lira olarak belirlenmiştir.

      Ramazan, açlığın değil farkındalığın adıdır. Soframıza gelen nimetin kıymetini, susuzluğun insana neler hissettirdiğini, yokluğun nasıl bir imtihan olduğunu bu ayda daha derinden idrak ederiz. Bir lokmanın şükrünü, bir yudum suyun değerini; bir selamın, bir tebessümün, bir duanın ne kadar kıymetli olduğunu Ramazan öğretir bize. ikram etmenin, hayır yapmanın manen lezzetine ulaşmanın ruhen tadına eriştirir. Bu ay, kalplerin arındığı; dillerin yalandan, gıybetten ve kırıcı sözlerden uzak durduğu bir zaman olmalıdır. Zira oruç yalnızca mideyi değil; gözü, kulağı, dili, eli ve kalbi de haramdan sakındıran bir ibadettir. Gerçek oruç; nefsin dizginlendiği, kalbin Rabbine yöneldiği, insanın insanlığını yeniden hatırladığı oruçtur.

     Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurur: “Ramazan’da şu dört şey ile Allah’ı zikredin ve O’ndan isteyin. Bunlardan ikisi Allah için, ikisi de kendiniz içindir. Allah için olanlar: ‘Lâ ilâhe illallah’ demek ve ‘Estağfirullah’ demektir. Kendiniz için olanlar ise cenneti istemek ve cehennemden korunmak için dua etmektir. ”Ramazan; kırgınlıkların onarıldığı, küskünlüklerin sona erdirildiği, kardeşliğin pekiştirildiği; kapıların sadece misafire değil, muhtaçlara da ardına kadar açıldığı bir rahmet iklimidir. Bu ayda yapılan bir iyilik, ikram edilen bir yudum su, verilen bir sadaka, edilen bir dua; sıradan zamanlara göre kat kat fazlasıyla karşılık bulur. Çünkü Ramazan, bereketin ve affın kapılarının sonuna kadar açıldığı bir zaman dilimidir.

Sahuruyla ayrı bir huzur, iftarıyla ayrı bir sevinç taşır Ramazan. Ezanla birlikte edilen ilk dua, paylaşılan ilk lokma, edilen ilk şükür… İşte o anlar insanın yüreğine tarifsiz bir sükûnet bırakır. Bu zaman dilimleri, duaların kabulüne vesile olan anlardır. Aynı sofrada buluşan gönüller, aynı duada birleşen eller, aynı secdede buluşan alınlar; Ramazanın  en güzel manzaralarıdır.

        Bu mübarek ayı sadece aç kalmak ile değil; affetmekle, paylaşmakla, sabretmekle, şükretmekle ve Rabbimize daha yakın olmakla değerlendirelim. Çünkü Ramazan yalnızca bir ay değil; bir terbiye mektebi, bir arınma fırsatı, bir diriliş çağrısıdır. Rabbim, Ramazan ayını hakkıyla idrak eden, onun ruhunu hayatına taşıyan kullarından eylesin. Gönüllerimize huzur, hanelerimize bereket, ülkemize ve tüm İslam âlemine hayırlar getirsin.
Rabbim! Sen affı seversin, affedicisin; bizleri de affeyle.
Selam ve dua ile kalın.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum