DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA

[email protected]

RAMAZAN BAYRAMINA GİRERKEN

17 Mart 2026 - 23:08

             Değerli okur kardeşlerim.
    Bir Ramazan ayının daha sonuna yaklaşırken gönüllerimizde hem bir sevinç hem de tatlı bir hüzün var. Sevinçliyiz; çünkü bir ay boyunca rahmet, bereket ve mağfiret ikliminde yaşadık. İbadetle, sabırla ve paylaşmayla gönlümüzü arındırmaya gayret ettik. Kur'anı Kerim'in indirildiği Kadir gecesini ihya ettik. Ramazanın son on günü sünnet olan itikâfa girme hasletine nail olan Müslümanlar bayrama kadar ümmet için dua etmeye devam etmektedirler.

Büyük meleklerden Cebrail (a.s) ile İbrahim (a.s)’a hac yapılacak sınırları tarif ederken, Hz. Adem (a.s) ile Hz. Havva annemizin rivayetlere göre, dünyaya gönderildikten üçyüz yıl sonra tövbelerinin kabul edilip buluştukları Arafat  Tepesini (cebeli rahme) anlatır. Ardından, “Ey İbrahim! Hel arafte (anladın mı)?” diye sorar. Hz. İbrahim de “Araftu” (anladım, bildim) diyerek cevap verir. Bu da arefe gününün özelliğini ortaya koyar: Anlamak, idrak etmek, tefekkür etmek, düşünmek gibi  fiiller ile insanın, kendini sorgulaması ve özeleştiri yapması gerektiğini ifade eder. Rivayet edildiğine göre Allah Resulü (sav) Minbere  hutbe irad etmek için çıkarken üç defa ‘Âmin’ der. Bunun üzerine sahabeler ‘Ya Resûlullah, sesli olarak üç defa amin dediniz. Bunu niçin söylediniz?’ diye sorarlar. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.v): “Hz. Cebrail'in üç kişiye dua ettiğini işittim. Bunun  üzerine amin dedim. Rahmetten uzak kalan bu  üç kişi şunlardır: Ramazana yetişip günahları affedilmeyen; Peygamberin adı anıldığında salavat getirmeyen; anne babası yanında yaşlanıp, onların rızasıyla cenneti kazanamayan kimselerdir. Bu kimselerin burnu sürtülsün şeklinde uyarıda bulunmuştur.” Bu nedenle  gönüllerimizi aydınlatan o mübarek günlere  artık veda etmek üzereyiz. Hz. Peygamber; “Mü'min vefat ettiği zaman; namazı başucunda, zekatı sağında, orucu solunda bulur.”(Heysemi III.51) buyurur.

        Ramazan ve akabinde bayram, nefsi terbiye etmek, sabrı öğrenmek ve kalbi inceltmek demektir. Bu ay boyunca sofralarımızda nimetler paylaşılırken, gönüllerimizde de merhamet çoğalmıştır. Fakirin halini anlamak, yetimin başını okşamak ve ihtiyaç sahiplerine el uzatmak Ramazan’ın bizlere öğrettiği en güzel derslerdendir. Şimdi bu mübarek ayın ardından Ramazan Bayramı'na kavuşmanın eşiğindeyiz. Bayram; sadece yeni elbiseler giymek, tatlılar yemek değildir. Bayram; gönülleri onarmak, kırgınlıkları bitirmek ve muhabbeti çoğaltmaktır. Bayram; kardeşliğin, paylaşmanın ve affetmenin adıdır. Bayram, insanları ayrıştırmamak, kötü zan beslememektir. Küskünlüklerin ortadan kalkmasıdır. Bu mübarek günlere girerken kalplerimizi kin ve kırgınlıktan arındırmadıysak hâlâ geç kalmış değiliz. Hz. Mevlana'nın dediği gibi: “Her insanın içinde hırçın bir at vardır; onu dizginleyecek bir süvari gerekir. At süvariye uyarsa insanı ahire  götürür; süvari ata uyarsa insanı ahıra götürür.” Bu nedenle bu güzel günler insanın nefsinin ve kötü arzularının dizginlenmesine fırsat verilen günlerdir. Hacet kapılarının sürekli açık olduğu zamandır. Anne-babalarımızı, akrabalarımızı, komşuları mızı ve özellikle de büyüklerimizi  hatırlayalım. Bir telefon, bir ziyaret ya da samimi bir selam bile bazen bir gönlü bayram yerine çevirmeye yeter. Ancak tatile ya da başka yerlere kaçmak yerine, akrabalarımızı, büyüklerimizi, komşularımızı ziyaret edip onların bayram sevincine ortak olmak en güzel davranışlardan biridir. Unutmayalım ki bayramlar, toplumun kalbini bir araya getiren müstesna günlerdir. Bayram sabahı camilerde omuz omuza saf tutarken zengin ile fakir, genç ile yaşlı aynı sevinci paylaşır. İşte bu manzara, İslam’ın kardeşlik ruhunun en güzel tezahürlerinden biridir. Geliniz bu bayrama temiz bir kalple, affeden bir gönülle ve paylaşan bir ruhla girelim. Bayramın sevincini sadece kendi hanemizde değil, muhtaçların kapısında da yaşatalım. Mahzun kalplerin sevinç pusulası olalım. Ecdadımız, çocuklara bayram harçlığı verirken dahi mahçup olmasınlar, incinmesinler  diye, vereceği harçlığı mendilin içine koyarak verirlerdi. Aynı nezaketli davranışları bizler de uygulama gayretinde olalım. Hz. Muhammed (s.a.v), Ramazan Bayramı'nda namaza gitmeden bir şeyler yer içer, Kurban Bayramı'nda ise namazdan dönünceye kadar bir şey yiyip içmezdi. Bizlerde böyle yapalım. Üzerimizde kul hakkı varsa hakları iade ederek üzerimizden temizleyelim. Cenab-ı Hak bizleri Ramazan’ın feyzinden nasiplenen, bayramın sevincini hakkıyla yaşayan kullarından eylesin.

       Allah’ım! affı seversin, affedicisin, bizleri de affeyle. Ramazan Bayramı’nın ülkemize, tüm İslam âlemine tüm dünyadaki coğrafyalarda mazlumların kurtuluşa ermesi, zalim ve insanlık düşmanlarının helak olması, Ramazan bayramının sağlık, huzur ve bereket getirmesi temennisiyle…

Şimdiden bayramınız mübarek olsun. Selam ve dua ile kalın.
































 

YORUMLAR

  • 0 Yorum