SELÇUKYALI GÜZEL -1-
Burası Akyokuş Mahperi’m
Şu aşağıda gördüğün şehir Selçukya
Bakma şimdi senin kot giydiğine
Ve benim kola içip,
Hamburger yediğime...
Kıl çadırlarda başladı bizim maceramız
Dinle
Bu hikâye uzun,
Bu destan bize özel
Ulu çınarın dalları taklit olmamalı
Selçukyalı güzel
Nice yiğit at bindi
Evliyalar yatağı Konya Ovası’nda
Ve göçerken sultanlar doğurdu analar
Kutsal yuvasında...
Yiğitleri kadar cesur,
Yiğitleri kadar yiğittiler
Gazi yaşadı o analar
Ölürken şehittiler.
Ne ben at binmeyi bilirim
Ne sen kıl çadırda yaşamayı...
Onlar da gittiler.
Yüreklerinde gizliydi acıları,
Alperen’di ruhları, anaydı her biri.
Yeri geldi savaştılar
Bacıyayan-ı Rum "Anadolu Bacıları"
Bırak şu batı özentisini
Sen bu yurdu tanı
Yunanlı demiş "Anatole" diye
Burası güneşin anavatanı.
Burada buluşmalı ebetle ezel
Sen bu toprağın gülüsün
Selçukyalı güzel
Başkentti Konya,
Alaaddin Tepesi’nden bakardı
Bir kartal gibi Selçukya.
Biz bu topraktan fışkırdık,
Ben Araplar’da Sen Sedirler’de doğdun
Benim dedem keçeciydi,
Senin baban halıcı
Güler yüzlüydü onlar
Bakışları gönül alıcı
Keçi peynirinin,
Camız kaymağının methini duydun
Sen de en benim kadar bilirsin
Tandır ekmeğinin tadını.
Silkin artık,
Silkin ve özüne dön
Ey şehrimin,
Ey ülkemin,
Ey gönlümün kadını
Gurur duyalım dünümüzden
Nice zaferlerimizi,
Bir efsane gibi duyduk ya...
Bu şehir tekmil Anadolu
Bu toprak Selçukya
Obalar kurarak,
Zalim kanı dökerek gelmiş
At üstünde atalarımız
Bu zor, bu pek yolu
İşte Horozlu Han biliyor,
İşte Zazat’ın Hanı söylüyor
Buradan geçmiş İpek Yolu.
Sanma ki tarih,
Eski hazanlardan bir gazel
Gökdelenler o kadar ihtişamlı değil
Selçukyalı güzel
Tutup ’un belinde
Asırlardır yalnız bir ağaç var ki
Bir Yunus daha beklemekte
Sevgiden gölgesine...
Ve Mevlana’nın bütün dünyayı çağırdığı,
Bir umut kapısı,
Bir kurtuluş ışığı yayar
Bütün dünyaya bu diyar.
Toprağından bereket,
Havasından iman,
Suyundan İslam şavkır
Haydi Mahperi’m
Sen de tekmil insanlara bunu haykır
Yeni Yunus’ları
Yeni Mevlana’ları sen doğurmalısın
Ama önce kalbini imanla,
Aşkını sadakatle yoğurmalısın
Bir altın damla bırakalım
Zaman denilen şu deryaya
Ticareti öğretsin diye
Bir Ahi Evren daha getir
Şu çivisi çıkmış dünyaya
Yine kıl çadırda,
Yine at üstünde yaşayalım demiyorum
Yıkalım şu sevgisiz bakışları,
Şu öfkeli yüzleri silelim şu çağdan
Bırak şu tek dişi kalmış canavarı
Huzur gelecekse çölden gelsin
Gelsin isterse dağdan...
Doğru olmaktan korkma,
Ne derse desin el
Bir tel saçın için yıkarım dünyayı
Anla beni Selçukyalı güzel