Giderken arkanı dönüp
“Unut…” demiştin.
Sesin titrek, boynun büküktü
Sen bile söylediklerine inanmıyordun.
Ben nasıl inanayım demeden
kayboldun sisli bir kış gününde.
Çok sürmedi kayboluşun
uzun süre kaldım olduğum yerde
Yığıldım.
Senin düşüşün düşürdü beni.
Sesler yeri göğü inletti
oysa arkanı dönüp
“Unut…” demiştin
ben unutmayı kabul etmeden.
Söyle…
Söyle hadi
sen unuttun mu yıllar geçeli?
Çok karlar yağdı
çok yağmurlar geçti
toprak bile yenilendi.
Rüzgâr bile değişti
bir edalı, bir işveli.
İzler silineli
takvimler biteli çok oldu.
Söyle hadi...?
gideli epey zaman geçti…
Unuttun mu?