BAHARIN KAPISI: HIDIRELLEZ



Her yıl 5 Mayıs gecesiyle birlikte sadece takvim yaprakları değişmez; insanın iç dünyasında da bir hareket başlar. Toprak uyanır, ağaçlar filizlenir, çiçekler açar… Ama asıl diriliş, insanın kalbinde yaşanır. İşte Hıdırellez, tam da bu dirilişin adıdır.
Asırlardır süregelen bu güzel gelenek, sadece bir mevsim dönüşünü anlatmaz. Hıdırellez; umut demektir, yenilenmek demektir, hayata yeniden tutunmak demektir. Rivayetlerde anlatıldığı gibi Hızır ile İlyas’ın buluşması, aslında bereketin ve rahmetin yeryüzüne yayılışını simgeler. Bu yüzden o gece edilen duaların, kurulan hayallerin ayrı bir anlamı vardır.

Anadolu insanı bu geceyi boş geçirmez. Kimisi bir gül dalının altına dileğini bırakır, kimisi küçük bir kâğıda yazıp toprağa emanet eder. Çünkü bilir ki; umut ekilmeden yeşermez. İnsan neye inanırsa, neyi isterse, onun peşinden yürür.
Hıdırellez aynı zamanda bir araya gelmenin, paylaşmanın ve hatırlamanın günüdür. Yakılan ateşler sadece bir gelenek değildir; insanın içindeki sıkıntıyı, korkuyu ve karamsarlığı geride bırakma arzusudur. Üzerinden atlanan her ateş, “yeni bir başlangıç” demektir. Kurulan sofralar, edilen sohbetler ise unutulan kardeşliğin yeniden hatırlanmasıdır.

Bugün hayatın koşturmacası içinde çoğu zaman kendimizi ihmal ediyoruz. Ne durup düşünmeye vakit bulabiliyoruz ne de kalbimizi dinlemeye. Oysa Hıdırellez bize şunu hatırlatır: İnsan sadece yaşayan değil, hisseden bir varlıktır. Umut etmeye, dua etmeye, paylaşmaya ihtiyacı vardır.

Belki de bu yüzden Hıdırellez, geçmişten bugüne kadar değerini kaybetmeden gelmiştir. Çünkü insan değişse de, ihtiyaçları değişmez. Her insanın içinde yeniden başlama arzusu vardır.

Unutmayalım; her bahar bir mesaj taşır. Kuruyan dallar nasıl yeniden yeşeriyorsa, yorgun kalpler de yeniden can bulur. Yeter ki insan, umudunu kaybetmesin.
Çünkü Hıdırellez bize şunu fısıldar:
Her bitiş bir başlangıçtır…
Ve her yeni başlangıç, bir umutla başlar dostlar..