CHP'DE ARINMA VAKTİ ...!


CHP'DE ARINMA VAKTİ ...!

Hepimizin bildiği gibi ülke gündeminde şuan CHP’de yaşanan mutlak butlan krizi var.Türkiye siyasetinde Cumhuriyet Halk Partisi, yalnızca bir siyasi parti değil; aynı zamanda Cumhuriyet'in kuruluşundan günümüze uzanan tarihi bir mirasın taşıyıcısıdır. Bu nedenle CHP’de yaşanan her kriz, yalnızca partinin iç meselesi olarak değil, Türk siyasetinin genel geleceği açısından da önem taşımaktadır. 

Son yıllarda yaşanan kurultay tartışmaları, parti içi çekişmeler, belediyelere yönelik soruşturmalar, aday belirleme süreçlerindeki eleştiriler ve seçmen tabanında oluşan memnuniyetsizlikler CHP’nin ciddi bir muhasebe sürecine ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.

Süreci değerlendirmeye Kemal Kılıçdaroğlu ile başlayacak olursak
Siyasetin en ilginç tarafı hafızasının kısa olmasıdır.Dün göklere çıkarılanlar bugün yerin dibine batırılır.Dün alkışlananlar bugün hedef tahtasına konulur.Ve bazen insan ister istemez soruyor:

Ne değişti?
Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 49'un üzerinde oy alan bir adaydı. CHP tarihinin ve muhalefet blokunun ulaştığı en yüksek oy oranlarından birine ulaşmıştı.

Altılı Masa'yı kuran oydu. Birbirine yıllarca mesafeli duran siyasi partileri aynı masa etrafında buluşturan oydu. Muhafazakârı da dinledi. Milliyetçiyi de dinledi.Sosyal demokratı da dinledi.Merkez sağı da dinledi.Belki seçim kazanılamadı ama Türkiye'de uzun yıllardır görülmeyen bir toplumsal uzlaşma zemini oluşturuldu.Eğer CHP yerel seçimlerden 1.parti olarak çıktıysa bu yerel seçimleri yönetemeyen değişim grubu ve Özgür Özel’in başarısı değil,Kemal Kılıçdaroğlu’nun 14 Mayıs sürecinde oluşturduğu toplumsal uzlaşının sonucudur.

O günlerde Kılıçdaroğlu için söylenen sözleri hatırlayın.

"Demokrasi lideri.""Birleştirici güç.""Piro."
Peki şimdi ne oldu? Hain Kemal. Koltukdaroğlu…!


Kurultayda koltuğu kaybedince mi kötü oldu? Görevden düşünce mi değersizleşti? Düne kadar yere göğe sığdırılamayan bir lider bugün nasıl partinin bütün yükünü taşıyan günah keçisine dönüştürüldü? İşte CHP tabanının önemli bir bölümü tam da bu soruyu soruyor. Kurultay süreciyle ilgili kamuoyunda uzun süredir çeşitli iddialar konuşuluyor. Delegelerin tercihlerini etkilemeye yönelik girişimlerden, kulislerde dönen pazarlıklara kadar birçok tartışma hâlâ gündemdeki yerini koruyor.Bu iddiaların doğruluğuna karar verecek olan elbette bağımsız yargıdır.Ve yargı kararını verdi…

Eğer Kılıçdaroğlu bugün kendisine verilen görevi kabul etmeseydi ne olacaktı? Yargı bu görevi CHP dışından bir isme de verebilirdi. O zaman aynı çevreler bu kez "Partiyi sahipsiz bıraktı" demeyecek miydi? Hukuk devletinde kişiler değil kurumlar esastır. Kurallar kişilere göre eğilip bükülmez.

Bu sorunun samimiyetle cevaplanması gerekiyor. Çünkü ortada ciddi bir çelişki bulunuyor.Düne kadar doğru olan bugün nasıl tamamen yanlış hale geldi? Düne kadar övgüler dizilen bir lider, kurultay sonrasında nasıl bir anda hedef haline geldi? Bugün Kemal Kılıçdaroğlu'nun hukuki süreçler karşısında takındığı tavır nedeniyle eleştirilmesi de ayrı bir çelişki yaratmaktadır.

Bugün mesele Kılıçdaroğlu'nun şahsı değildir. Mesele, CHP'nin kendi içinde yaşadığı güven krizidir .Parti tabanının önemli bir bölümü artık şu sorulara cevap aramaktadır:Neden partide farklı düşünen isimler giderek dışlanmış hissediyor? Neden geçmişte birlikte mücadele eden kadrolar bugün birbirine rakip gibi davranıyor? Neden birlik söylemleri yapılırken ayrışma görüntüleri ortaya çıkıyor?

Şimdi konuyu biraz da Konya özelinde inceleyelim.

Beni tanıyanlar yahut yazılarımı takip edenler çok iyi bilir ki,14 Mayıs seçimlerinde CHP’den Konya Milletvekili seçilen Av.Barış Bektaş’ı en ağır itham ve iddialar ile eleştiren birisiyim ama Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerekir der her zaman halk denen büyük usta…


Barış Bektaş,değişim kongresinden bu yana tavrını hep net tuttu,Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığına imza vermedi bu nedenle de Özgür Özel’in  ve onun yönetimindeki CHP Genel Merkezi’nin ayrıştırıcı ve baskıcı tutumlarına maruz kaldı ve dışlandı.Konya il örgütü ile ipleri koptu ve son olarak mutlak butlan kararı sonrası parti teşkılatında bulunan resmi ayaklar altında çiğnendi ‘’hain Kemal hain Barış sloganları ile yuhlandı,Daha üç beş yıl öncesine kadar önünde hazır olda bekleyip,bir fotoğraf çektirmek için kırk takla atan CHP Konya’nın mevcut İl Başkanının  çığırtkanlığı ile sosyal medyada linç edildi.

Peki Barış Bektaş’a hain diye alkış tutanlar  yada sosyal medyada en galiz kelimelerle saldıranlar kimler ? Aday olduğu il başkanlığı sürecinde ,bir türlü sandıkta Barış Bektaş’ı yenemeyenler.

Yargının mutlak butlan kararı öncesinde CHP,belediyelerde dönen rüşvet çarkı ve türlü gayri ahlaki konular işle gündemde idi.Ben geçtiğimiz 39.olağan kongresi sonunda yazdım Cumhuriyet Halk Partisi’nin çiçeği burnunda Konya İl Başkanı Nejat Türktaş’ın hafta sonu gerçekleşen CHP 39.Olağan Kurultayında evinde ücretsiz olarak ikamet ettiği CHP Konya Yerel Yönetimlerden sorumlu İl Başkan Yardımcısı Osman Gümüş’ün eşi Av.Elif Leyla Gümüş’ü Parti Meclis üyeliğine önermesi parti içinde tartışmalara sebep oldu.Çünkü Elif Leyla Gümüş’ün bugüne kadar Chp’de ne ismini duyan olmuştu, nede yüzünü gören.Benim bu iddiamı bundan 20 gün önce görevden alınan CHP Konya Gençlik Kolları da yapmış olduğu basın toplantısında dile getirdi.

Daha da öncesine gidelim  yani Nejat Türktaş’ın Ereğli ilçe seçimlerini kongre salonuna gitmeden, CHP’li bir belediye meclis üyesinin iş yerinde yapılan toplantıda mevcut Ereğli Belediye Başkanı Umut Akpınar’ın ilçe delegelerinden belediyede iş vaadi ile Nejat Türktaş’a oy istediği ve bugün oy verenlerin bir kısmının işe yerleştiği iddialarını da göz önünde bulundurursak,İl seçimlerinde PM Üyeliği mutabakatı ile oy aldığı gerçeğini de buraya dipnot olarak düşersek,iki seçimde Barış Bektaş’ı sandıkta yenemeyen beşi birbirine benzemezler koalisyonunun son seçimde Konya’yı emanet ettiği toy siyasetçinin Barış Bektaş’a ve CHP’nin mevcut genel başkanına hain sloganı ile yuhalatması trajikomiktir.

Aynen kendisinin vekil olmasında büyük emeği olan Cemal Enginyurt’un 43 yıllık Ülkücüyüm deyip CHP genel merkezi önünde Yolumuz devrim yolu gelin kardaşlar gelin" "Yurdumuza faşist dolmuş, vurun kardaşlar vurun" sözlerini bağırarak söylemeleri kadar trajikomiktir.

Bir başka garip olay ise ; CHP’den Akşehir Belediye Başkanı seçilen ama seçildiği günden bu yana Herkesin Başkanıyım diyerek CHP etiketini kullanmaktan kaçınan, AK Parti ilçe teşkilatının açılış kurdelesini kesen veya  ilçe örgütü ile münasebeti çok sınırlı olan Akşehir Belediye Başkanı Nuri Köksal’ın CHP Akşehir ilçe örgütünde kameralar karşısına geçip Seyyid Mahmud Hayrani üzerinden Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırmasıdır.

"Sayın Kemal Kılıçdaroğlu CHP Eski Genel Başkanı                                                 Bendeniz , büyük dedenizin memleketi ve Kuvay- ı Milliye'nin Garp Cephesi Karargâhı Akşehir'in Belediye Başkanı Dr. A. Nuri Köksal.. CHP  İlçe örgütünde uzun uzadıya gündeme dair görüşlerimi açıkladım ve sosyal medyada da yayınlandı. Size sadece şunu söylemek isterim  : Soy bağınız Akşehir 'de medfun olan Seyyid Mahmud Hayrani Hazretlerine dayanıyor olabilir  ama Akşehir Şehremini olarak ifade edeyim ki artık siz hemşerimiz değilsiniz.ifadelerini kullanan aynı Başkan Köksal aynı zamanda Kılıçdaroğlu ile alakalı Piro ve düşkün yorumlaması da yapmıştır.Ama ne hikmetse aynı Nuri Köksal göreve geldiğinde Seyyid Mahmud Hayrani Türbesinde düzenlediği aşure programının geleneksel olarak bundan sonra  türbe bahçesinde yapılacağını ifade etmiş fakat bir daha türbenin önünden geçmemiştir.Akşehir’de  tamamen iyi niyetlerle kurulmuş olan Seyyid Mahmud Hayrani Derneği’nin türbenin çevresinin iyileştirilmesi,türbe çevresinde bir misafirhane ve cemevi kurulması tekliflerini ise sümenaltı ederek hiç gündeme almayıp aynı türbe üzerinden Kılıçdaroğlu’na saldırmasını da gerçekten anlamak zor.Sanırım sayın başkanı İzmir’de esen CHP rüzgarı etkilemiş,değilse birdenbire HERKESİN Başkanı elbisesini çıkarıp ,CHP Gömleği giymesi ve insanları ötekileştirmesi hiç hayra alamet değil….

Kemal Kılıçdaroğlu’nun bayram konuşmasında yer verdiği şu ifadeler çok önemlidir ; Bir milletin geleceği siyasetin aklıyla, vicdanıyla ve ahlakıyla şekillenir. Milletin helal sofraları temiz siyasetle bereketlenir. Çünkü kirlenen siyaset önce vicdanı çürütür, sonra ahlakı yok eder ve en sonunda da gözünü milletin ekmeğine diker. İşte bu yüzden siyaseti temiz tutmak ve milletin sofrasına bereketi taşımak bu ülkede siyaset yapan herkesin namus borcudur. Ve dostlarım, bu ağır sorumluluk herkesten önce ve herkesten daha fazla CHP’lilerin görevidir. Çünkü CHP koca bir çınardır, bu milletin yokluk içinden ayağa kalkma iradesidir. Darbeler görmüştür, boyun eğmemiştir. Kapatılmıştır, teslim olmamıştır. Baskılar yaşamıştır ama asla diz çökmemiştir. Teslim alınamamıştır. CHP, kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olan ve milletimizin istiklal iradesinin üzerinde tecelli ettiği bir ruhtur. Ruhaniyete ihanet olmaz. CHP, bize bırakılmış bir miras değildir. Partimiz bizlere kutsal bir emanettir. Emanet kirletilemez. Emanete kara çalınamaz

“Benden susmamı veya başka şeyler söylememi bekleyenler var. Beni iyi dinleyin. Kemal Kılıçdaroğlu milletin ve partisinin çıkarlarını kendi ikbali için müzakere etmez. Bin kere toprak olur da, bin kere çiçek açar, namuslu, dürüst evlatlarının elinde ama eğilip bükülmez. İftiralarınız da, tehditleriniz de vız gelir. Ben doğruyu söylerim. Ben hakikatin yanında dururum. Bakınız, yetmiş yılı aşkın ömrünü bu halkın adalet kavgasına adamış, boğazından tek bir haram lokma geçmemiş ve evlatlarına bıra kacağı tek mirası verdiği ahlak kavgası olan Bay Kemal’den hiç kimse başka bir şey söylemesini asla beklemesin. Aklımız nefsimize uymasın. Yolumuz dürüstlükten ayrılmasın. Rehberimiz vicdanımız olsun.”

CHP’nin yolsuzlukla,hırsızlıkla,rüşvetle,ahlaksızlıkla,ayrışma ile kavga ile anılmadığı,tüm olumsuzluklardan arındığı bir Türkiye’ye uyanmak dileği ile