TUŞBA'M...VAN

SEVİL KÖSE sevil.kose.mehmet@hotmail.com

 Mavi gölün, berrak sodalı suyun ayna gibi yüzüm görünür
Baştan başa Edremit’i saran kolun uzaklardan salınır
Balık ekmek yediğim teknede etrafa mis gibi kokun yayılır
Sen benim turkuaz sular başında martılar uçuşan Tuşba’msın

 Akdamar Adası’ndan çığlığı gelir Ah Tamara’nın
Taş kilisenin mabedinde İsa, kucağında duruyor Meryem Ana’nın
Yunus peygamber caymış Ninova yolundan, nefesi ağzında balığın
Sen benim dört kitabında hak olduğuna şahitlik eden Tuşba’msın

 Keçi kılından yapılır motif motif Van kilimi,
Bölenir ot köküne, boyasına,tezek külüne
Tebesiye rengini bezer göğün, gölün mavisinden
Sen benim sırma saçlı desen desen, renk renk Tuşba’msın

 Erek Dağı’ndan görünür Van Gölü, Edremit, Süphan
Uçkunlar boydan boya sürer gider kıyılarından
Dört mevsim kar bulunur dumanlı yüce başından
Sen benim kana kana içtiğim soğuk suyum Tuşba’msın

 İnci Kefal’im tersine akan sularda kuyruk vurur
Erciş’in deli çayı haziranda daha çok coşarda kudurur
Uçarak aştığın suların serinliğinden mendiller kurur
Sen benim bereketinden sual sorulmaz Tuşba’msın

 Bir gözün mavi, bir gözün yeşil güzel pişiksin sen
Kar yumağı gibi yuvarlanırsın evin her köşesinden
Kuyruğun kah evin tavanında, kah yerde, kar ışıltısı gibi tüyünden
Sen kedi sevin diyen’’ Peygamber vasiyetini duyan Tuşba’msın

 Ah Süphan’ım vah Süphan’ım,başı göğe değen Süphan’ım
Bir gül açar zirvelerinde, kaklıkları gül dolu Süphan’ım
Dumanından, karından, baharından haber eyle Süphan’ım
Sen benim haşmetine sığındığındım koca dağım Tuşba’msın

 Kalenin burcu analı kızlı dipdiri dikilir belinden
Kerpiçlerin her biri dile gelir tarihi döker dilinden
Minaresi seslenir saba makamı ezanıyla derinden
Sen benim Urartu Devleti’nin başkenti inci gibi Tuşba’msın

Sahanda yayık tereyağında sucuklu yumurta
Çatak balı, üzerinde süt kaymak, örme peynir ne güzel salınır tabakta
Otlu peynir türüm türüm kokar, yoğurdun ayranı da var bardakta
Yeşil, siyah zeytin, murtluğa, kavut, gencirun kırk çeşit tadım Tuşba’msın

Çiriş pilavın, tandırda balığın ,kurut aşın, sengeserde maydanozun
Ah o ekşili kırk derde deva uçkun şurubun, kavurmasında yağlı yoğurdun
Tadı damağımızda çatal tatlısı, hadi bir de üzerine olsun mu Eğdek tatlısı
Sen türüm türüm buğday, kepek kokan tandır lavaşım, ekmeğim Tuşba’msın

Göçmen kuşlar eyleşir Erçek Gölü’nde
Kızlar türkü söyleşir Hoşap Kalesi’nde
Urartu Tanrısı İrmuşi’nin çivi yazılı hitabesinde
Sen benim sarnıçları, sarayları dolu dolu tarihim Tuşba’msın

 Başkale ‘de Vanadokya, Bahçesaray’da, Mihrasan
Çaldıran’da Muradiye Şelalesi, Abbasağa Camii
Çatak da Kanispi Şelalesi,Hurkan Köprüsü
Sen benim Erciş de çift başlı kartalım ,kuşum Tuşba’msın

 Gevaş da Celme Hatun Türbesi, Moğol Beyinin başkenti
Gürpınar da Zernek Barajı, Çavuştepe, Zernek Kalesi
Muradiye’de Şeytan Köprüsü, Özalp da Anzaf Kalesi
Sen benim hububatlarımı sakladığım oyulmuş kaya Tuşba’msın

 Edremit Van’a mı bakar,Van Edremit’e mi bakar
İçinde sarı sırma saçlı kız omzuna boncuklu şal takar
Vanlıyam,şanlıyam diyen yiğitler başına aşiretin poşisini takar
Sen benim türüm türüm Anadolu kokan türkülerim Tuşba’msın

 Nevruz da buluşalım, çiçek açsın dağlar taşlar
Uçsun güvercinler gökyüzünde kanat kanat kuşlar
Toprağı uyandırsın cemreler, güneş ah kalksın dağlarda karlar
Sen bayramda çoşkuyla,zılgıtlarla,halaylarla kutladığım Tuşba’msın