HİŞT HİŞT HİKÂYESİ
Yemyeşil çığlıklar atıyordu ağaçlar
Yine de bastırıyordu cıvıltıları kuşların
Şarkıları seste değil, görünüşlerindeydi
Öyle bir destandı ki toprağın üstünde bu
Tılsımları, renkleri bürünüşlerindeydi
Her yerden bir hişt sesi duyuyordum
Doğanın dili çözülmüş haykırıyordu adeta
Onlara koşuyordum, döndüremezdi hiçbir saik
Tam bir şair yüreği atıyordu döşümde
Önümde yürüyordu Sait Faik
Hayır, bir hikâye peşinde falan değildi
Bizzat hikâyenin içinde yaşıyordu
Gözlerinden taşan coşkulu bir nazardı
Hiç dönmedi arkasına, beni görmedi
Görse, mutlaka beni de yazardı
Denizsiz bir şehirde yaşıyordum ben
İçimden okyanuslar taşsa da her an
Aşkın meydanında vuruldum bir nizada
Üstat bu dünyadan gideli çok sene geçti
Hâlâ hişt hişt der mi bilmem Burgaz Ada
Koca bir ovanın ortasında, ilkyazdaydım
Adını bildiğim bilmediğim sayısız çiçek
Tarifi imkânsız duygularla hisleniyorlardı
Bir Abasıyanık hikâyesine düşmüştü yolum
Her köşeden bana sesleniyorlardı