HASTANE KORİDORLARI
Bazı koridorlar vardır, insanın içini konuşmadan anlatır, Hastane ve hapishane koridorları da öyledir. Ne gülebilirsin ne yüksek sesle, ne ağlayabilirsin doya doya, sanki duvarlar seni izliyordur, sanki her adımda başka birinin hikayesine basıyorsundur.
Bir ucunda umutla bekleyen bir çift göz, diğer ucunda gözyaşını mendille değil, sabırla silen bir baba, sık sık bir kapı kapanır, bir kapı açılır, bir bebek doğar ,bir başka can uğurlanır, sevinç ve acı aynı koridorda yaşanır, yan yana yürünür ama birbirine acıdan selam veremezler.
Aruoba, Orada, hayata aynı açıdan değil, aynı acıdan bakmış olanlar anlaşabilir…
Orada zaman bir başka akar, dakikalar saat olur, kalp çarpıntısı bekleyişe karışır, telefona gelen her bildirimde yüreğin ağzına gelir ve bazı anlar vardır ki insanın iç sesi bile susar, çünkü yutkunur, kelimeler yetmez, çünkü bazen sessizlik bile fazladır.
Hastane koridorlarında insan en çok şunu fark eder, Ne kadar aciz olduğunu, ne kadar muhtaç olduğunu, sevgiye, sağlığa ve duaya,
Ve hayatın ne kadar kırılgan ne kadar kıymetli olduğunu,
Bazı duygular sadece orada filizlenir, şükrün en gerçeği, sabrın en derini, bağlılığın en çıplak hali,
Ve bazen bir yabancının omuzuna dokunan el, tanıdık tüm sarılmalardan daha şifalı olur.
Çünkü hastane koridorlarında insan , insana döner, çünkü orada yalan yoktur, orada sadece hayat vardır, en çıplak, en gerçek haliyle,
Hastane odalarında, iğneler yersin, ilaçlar alırsın ve yorgunluktan ve eziklikten uyuyup kalırsın. Dostlar hastaneye beni görmeye çiçek meyve, gıda, yiyecek, içecek getiriyorlar. Az bir zaman yanında durduktan sonra bu gelen dostlar, hayatın akışına yüne kendilerini kaptırıyorlar, ben ise, hastanenin uzun gündüz ve gecelerine, yalnızlığıma, geceler erken olur, sabahlar gelmez, hele bir de kış günü oldu mu öğleden sonra hava hemen kararıverir.
Peyami Safa der ki, hastane hayati dışarıdan yalnız koku ile ayrılır. Bu koku hastanenin ruhudur. Der. Herkese Allahtan şifa dileklerimle,