ATEŞ ÇEMBERİNDE ORTADOĞU: KAZANAN KİM, KAYBEDEN KİM?

DOĞAN ARISOY dogan-arisoy@hotmail.com


Ortadoğu yine kaynıyor. Bu kez sahnede üç büyük aktör var: ABD, İsrail ve İran. Her biri kendi çıkarını koruma peşinde, her biri kendi güvenliğini sağlama iddiasında. Ama işin aslına bakarsanız, bu savaşın kazananı pek yok; kaybedeni ise her zamanki gibi halklar oluyor.

ABD, yıllardır Ortadoğu’da “denge kurucu” rolünü üstleniyor. Ama bu denge çoğu zaman silahlarla, üslerle ve yaptırımlarla sağlanmaya çalışılıyor. İsrail ise kendi güvenliğini her şeyin üstünde tutuyor. İran da bölgede söz sahibi olmak, gücünü göstermek istiyor. Üçü de geri adım atmak istemiyor. Peki bu inatlaşmanın bedelini kim ödüyor? Elbette masum insanlar…

Savaşın getirisi var mı? Kısa vadede bazı ülkeler için güç gösterisi olabilir. Silah satanlar kazanır, petrol fiyatları yükselir, bazı siyasi liderler içeride destek toplar. Ama bu kazanç, vicdan terazisinde ne kadar ağır basar? Bir annenin gözyaşı, bir çocuğun korkusu, yıkılan bir şehrin acısı bu kazançların neresinde?

Götürüsü ise çok daha büyük. Ekonomiler sarsılır, göç dalgaları artar, insanlar yurtlarından olur. Sadece savaşan ülkeler değil, tüm dünya etkilenir. Türkiye gibi bölgeye yakın ülkeler de bu gerilimin yükünü taşır. Pazar pahalanır, hayat zorlaşır, huzur kaçar.

Unutulmaması gereken bir gerçek var: Savaş başlatmak kolaydır, bitirmek zordur. Bir kıvılcım, koca bir coğrafyayı ateşe verebilir. Bugün atılan bir adımın yarın nasıl bir felakete dönüşeceğini kimse tam olarak hesaplayamaz.

Bu yüzden aklıselim galip gelmeli. Silahlar değil, sözler konuşmalı. Çünkü savaşın kazananı olmaz; sadece kaybedenleri olur. Ve en büyük kayıp da insanlıktır.
Dileğimiz odur ki, bu ateş daha fazla büyümeden söndürülür. Yoksa tarih bir kez daha aynı acıları yazmaya devam eder.