ZİMEM DEFTERİ:GÖNÜLLERE DOKUNAN HAYIR GELENEĞİ
Değerli okur kardeşlerim,
Toplumları ayakta tutan sadece kanunlar, nizamlar değil, aynı zamanda devletin merhamet, zarafet ve şefkati, hayırda yarışan sivil toplum kurumları ince ve zarif düşünceli değerler ve kuruluşların toplamıyla oluşur. Yüzyıllarca yaşatılan bu değerlerden biriside ecdadımızın bize miras bıraktığı en güzel örneklerden biri de “zimem defteri” geleneğidir.
“Zimem”, Arapça kökenli bir kelime olup “borçlar” anlamına gelir. Zimem defteri ise Osmanlı döneminde mahalle bakkallarında tutulan veresiye defteridir. Maddi durumu iyi olmayan kişiler, ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yapar. Ödemelerini daha sonra yapmak üzere bu deftere yazılır. Bu, hem bir güven meselesi, hem de toplum içindeki dayanışmanın güzel bir örneğidir. Zimem defteri geleneğinin ne zaman başladığına dair kesin bir tarih vermek zor olsa da, özellikle İslamın ilk doğuşunda, Allah Resulü ve sahabe döneminde de buna benzer hayır kolları olduğu rivayet olunmaktadır. aynı zamanda,Osmanlı’nın klasik döneminden itibaren yaygınlaştığı bilinmektedir. Bu gelenek, bilhassa Ramazan aylarında ayrı bir anlam kazanırdı. Çünkü Ramazan, sadece aç kalmak değil; aç olanı anlamak, darda kalana el uzatmak demekti.Asıl dikkat çekici olan ise zimem defterinin “alınması” meselesidir. Varlıklı, hali vakti yerinde kimseler ya da hayır sahipleri, özellikle Ramazan günlerinde mahalle bakkalına gider ve bu inceliği gösterirdi: Maddi durumu iyi olan, bazen tanıdığı, bazen tanımadığı bakkal veya bir esnafa varılır. “Veresiye defterini getirir misin” denir. Duruma göre tüm veresiye defterini veya imkanı yettiği kadarıyla ödemektedir. Ancak burada önemli bir hassasiyet vardı. Hayır sahibi, defteri alır ama kimin ne kadar borcu olduğunu tek tek incelemez, rastgele bir sayfa açar, o sayfadaki borçları tamamen kapatırdı. Bazen de defterin tamamını satın alıp tüm borçları silenler olurdu. Amaç; yardım ederken kimseyi mahcup etmemek, bir gönlü incitmemekti. Kişi ve tümden veresiye defterini ödedikten sonra, defterin yanlış yollarda kullanılma durumunu önlemek için, bakkal veya esnaf ile veresiye defterini satın alan kişi veya kişiler ya defteri imha eder yada adres ve isimleri üzeri okunmayacak şekilde üzeri çizilir. Bazende güvenilir insan olduğu anlaşılırsa hatıra olarak saklandığı anlatılmaktadır. Buda bazen gayri meşru elde ettiği parayı elden çıkarmak için de bu yola baş vurabileceği buna dikkat edilmesi gerektiği anlatılmaktadır. Bu konular hayır ve iyiliğe vesile olduğu gibi suistimale açık olduğu için bu güzellikleri yapanda yapmasına vesile olanda dikkat etmesi gerekir.
Allah(c.c): “Hayır işlerinde yarışınız.”(Bakara suresi 148.ayet) “Onlar hayır işlerinde koşar,birbirleriyle yarış ederler.” (Al-i imran suresi 114.ayet) buyurmakta ve hayır konusunda mü’minlerin hayırda yarışır halde hayatlarını idame etmelerini istemektedir. Gizli yapılan bir sadakanın,açıktan verilen bir sadakadan yetmiş kat daha fazla sevaptır. “Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi”, “Bir hayra aracı olan hayır yapmış gibidir. Aynı hasanata mukabil olduğu da bildirilmektedir. Bu fevkalade mükemmel bir farkındalık oluşturmak, toplumsal ahenge güzellik katmanın insanı ve islami hizmet tertemiz yolunda fedakarca koşmakdır. Bu davranış, sadece bir maddi yardım değil; aynı zamanda bir insanın onurunu koruma hareketidir. İnsanlar hem ihtiyaçlarını karşılar hem de mahcubiyet yaşamadan hayatlarına devam eder. Böylece toplumda kırgınlık değil, kardeşlik büyür.
Kıymetli kardeşlerim! Birinin yükünü hafifletmek, onun yüzünde bir tebessüme vesile olmak… işte gerçek zenginlik budur.Velhasıl; zimem defteri sadece borçların yazıldığı bir sayfa değil, merhametin, inceliğin ve insanlığın yazıldığı bir hatıradır.
Selam ve Dua ile Kalın..