KÜLLİ İRADEDE SINIRI AŞMAMAK.
Değerli okur kardeşlerim! Allah (c.c.), yaratmış olduğu tüm canlıları yeryüzüne, sırası geldikçe ve takdir ettiği zaman ve mekana göre göndermektedir. Allah her an yaratma halindedir. Allah, bir kulunun hakkı olmadığı, helal yoldan kazanmadığı; mal, mülk, makam her neyse, kendisinin zannettiği tüm varlıklarını bir gün gelir ya sağlık, ya maddi ya da manevi olarak başına musallat eder. İnsanlar bunu anlamaz ve geriye dönük öz eleştiri yapmazlar. Suçu veya sorumluluğu başka yerde ararlar. Her konu ve durumda haddi aşmamak, Allah’ın çizdiği sınırları çiğnememek gerekir. Konuyu derinlemesine bilmiyorsak, özellikle imanı tehlikeye atacak konularda konuşurken sözlerimize, ağzımızdan çıkan kelimelere dikkat etmemiz gerekir. Kader ve alın yazısı mevzularında da aşırı gitmemek lazımdır. Çünkü Allah, kaderi külli ve cüz’i irade olarak kelam eylemiş; külli iradenin Zat-ı İlahiye ait olduğunu buyurmuştur. Bu nedenle büyük konuşmamak, Allah’ın işine karışmamak gerekir.
Dünyada meydana gelen hiçbir olay tesadüf değildir. Canlıların hizmetine sunduğu sistemler; yıldızlar, gezegenler ve bunların içinde bulunan küçük bir gezegen olan dünya dahil tüm varlıklar görevini bir saniye şaşmadan sürdürmektedir. Bunların içinde sadece insanoğlu görev ve sorumluluklarını sav saklamaktadır. Buna rağmen kendini her şeyin zirvesinde görmek ister. Bu da hırs sahibi insanların, zirveye ulaşmak için hiçbir ahlak ve hak sınırı tanımadan her türlü yolu mübah görerek arzularına ulaşmaya çalışmasına, insani vasıflarını yok etmesine yol açmaktadır. Bu ise kişinin kendisini dehşetli bir sona hazırlamaktadır. Allah’ın ilmi çok geniştir. Zat-ı İlahi’nin kelâmıyla: “Yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem olsaydı, deniz de ardından ona yedisi daha eklenmek üzere mürekkep olsaydı, yine de Allah’ın sözleri tükenmezdi. Allah azizdir, hakimdir.”
(Lokman Suresi, 27. ayet) Elindekilerle yetinmeyen, daha fazlasını isteyen, sırlara sahip olmak arzusuyla yanıp tutuşan, kazandığı halde bir türlü huzura kavuşamayan muhteris bir kimsenin sonunu bizzat kendisinin hazırladığı ibretlik bir menkıbeyi siz okurlarımla paylaşmak istiyorum.
Hayatında her şeyi bilmek, olacakları önceden öğrenmek isteyen bir adam, ölen hayvanlarının ziyan oluşunu bir türlü hazmedemez. Bunların ne zaman öleceğini önceden keşfedip çaresine bakmak ister. Bunun için orada bulunan bir Allah dostu veliye giderek:“ Bana dua et, şu hayvanların dilini öğreneyim,” diye günlerce yalvarır. Veli, sonunda dua etmek mecburiyetinde kalır. İhtiraslı adam, hayvanların konuştuklarını anlamaya başlar. Bir gün kapısının önünde kedi ile köpeğin konuşmalarını dinler. Kedi diyormuş ki: “Benim önüme dökülen ekmek kırıntılarına dokunma. Yarın ağanın ineği ölecek. Onun etini çöplüğe atacaklar, bol ciğer var, karnını doyurursun.” Bunu duyan adam derhal ineğine biner, pazara götürüp bir fakire satar. Ölmesi mukadder olan inek, fakirin elinde ölür. Ziyandan kurtulmanın sevinciyle kedi ve köpeği dinlemeye devam eder. Köpek bu defa kediye şöyle der:“Hani ineğin ölecekti de doyasıya et yiyecektik?” Kedi cevap verir:
“Doğru söyledim; ağa ineğini sattı, alan fakirin elinde öldü. ”Ardından ekler: “Şimdi sıra ağanın atın da. O da ölecek, o zaman karnını doyurursun. ”Bunu duyan adam yine pazara gider, bu kez oldukça değerli olan atını satar. Büyük bir sevinçle evine döner ve hayvanların dilini öğrenmenin kendisi için büyük bir fırsat olduğunu düşünür. Bir süre sonra köpek öfkeyle kediye sorar: “Beni kandırıyorsun! Hani at ölecekti?” Kedi cevap verir: “Yalan söylemedim. Ağa atını da sattı, alan kişinin elinde öldü. Ama sana bu defa kaçınılmaz bir haber vereyim. Bundan kaçış yok. Bir hafta boyunca krallar gibi yaşayacağız. ”“Nasıl?” diye sorar köpek. “Bu hafta içinde ağanın kendisi ölecek. Köy halkı cenazeye toplanacak, helvalar yapılacak, etler dağıtılacak. Biz de artanlarla karnımızı doyuracağız. ”Bunu duyan hırslı adam büyük bir paniğe kapılır. Ne yapacağını şaşırır. Malını, mülkünü unutur; can derdine düşer. Doğruca duasını aldığı velinin huzuruna gider ve duyduklarını anlatır. Veli, adamın yüzüne bakarak şöyle der: “Sen, malına gelecek belalara razı olmadın. Hayvanların üzerinden kendi canına gelecek belayı başkalarına yükledin. Fakirlere sattığın hayvanlar senin bu hırsın yüzünden öldü. Sen buna da razı olmadın. Şimdi kaçamayacağın sona geldin. Bari tövbe ve istiğfar et, kendini ahirete hazırla.” der ve hırs ve merakından kendi sonunu duymaması gerekirken, sınırı aşarak pişmanlık içerisinde ve sonunu hazırlayarak ihtirasına kurban gitmiştir.
Siz, siz olun. ”Büyük lokma ye, büyük söz söyleme” yin. Selam ve Dua ile Kalın…