İNAT: KALBİN DERİN HASTALIĞI

DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA mehmetceviz69@hotmail.com

          Değerli okur kardeşlerim, İnsan, yaratılışı gereği bazen haklı çıkmak, bazen de dediğini kabul ettirmek ister. Bu istek, ölçüsünde kaldığında kararlılık; sınırı aştığında ise inat olur. İşte o zaman, kalbin kapısını daraltan, gönül dünyasını karartan bir hal  alır. Dinimiz İslam, insanın nefsini terbiye etmesini öğütler. Çünkü inat, çoğu zaman nefsin bir oyunudur. Hakikat apaçık ortadayken, sırf gururdan dolayı geri adım atmamak; kişinin hem kendine hem de çevresine zarar verir. Oysa hakka teslim olmak, insanı küçültmez; aksine yüceltir. İnat, gösterişe düşkünlükten, hasetten, kin beslemekten yahut tamahtan hâsıl olur. İnsanlık oldu olası bu hastalığa çok zaman yenik düşmektedir. Bunu Allah’ın inşallah ettiği kutsal kitaplarda ve son olarak tüm insanlığa indirilen kitabımız Kur’an’ı Kerim de de, bir çok  ayette bu hastalık illetinden bahseder. Örneğin ad kavmi için Allah “İşte (ad) kavmi; Rablerinin ayetlerini inkar ettiler; O'nun  peygamberlerine asi oldular ve inatçı her zorbanın emrine uydular.”(hud suresi 59.ayet) buyurduğu gibi  insanlığa sirayet etmiş en cahilce ruh hastalığıdır. Dünya lezzetlerini haram yollardan aramaya tamah denir. Demek ki bu kötü huylar, insanı inada sürükler, doğruyu, hakkı nefsine kabul ettiremiyor. Hadis-i şerifte; “Allah'ın en sevmediği kimse, hakkı kabul etmekte inat edendir.” Buna mukabil, tartışmayı terk edene, şakada olsa yalanı terk edene, kul hakkı yemeyene, güzel ahlak sahibi kimseye Allah, cennette köşkler vaad etmektedir. buyrulur. Hakkı, doğruyu, kim olursa olsun, bir çocuk dahi söylese kabul edilmelidir. Büyüklerimiz ne güzel ifade etmişler; “Doğruyu bulmak fazilettir, doğruya dönmek ise daha büyük fazilettir.”

     Kültürümüzde de inat, hoş karşılanan bir huy değildir. “İnat keçisi” benzetmesiyle, kişinin aklını ve kalbini kapatması eleştirilir. Çünkü inat eden insan, sadece karşısındakini değil; çoğu zaman kendisini de yorar ve zarara sokar. Aile içinde, dostluklarda, komşuluk ilişkilerinde nice kırgınlıkların temelinde bu gereksiz dirençli inat ve inatlaşma  yatar. Halbuki bir inat yerine murat etmek olgunluk göstermek gerekir. Kişi veya kişiler İnat ediliyorsa, tartışma sonlandırılmalıdır. İslam, kuru inadın kalbin hastalıklarından biri olarak tanımlar. Diğer bir ifadeyle inat; Hakikati perdeleyen bir kibir, Gönlü daraltan bir gurur, İnsanı yalnızlaştıran bir duvardır. Oysa yumuşaklık, anlayış ve tevazu; insanı hem Allah katında hem de insanlar arasında aziz kılar. Su gibi olmak gerekir bazen… Sert kayaları bir damla su bile zamanla aşındıran, ama kendisi her zaman mütevazı akan su gibi olmak  insanlığa yaraşır bir güzelliktir.

       Unutmayalım ki; Kazanan her zaman haklı çıkan değil, gönül kazanan insandır. Geliniz, rahmet ayı ramazan sonrası kıymetli günlerimizi ve geri dönülmeyecek zamanlarımızı gönül ve kalplerimizde  derin derin yoklama yapalım. Kırdığımız gönüller varsa onaralım, sırf inat uğruna sürdürdüğümüz kırgınlıkları geride bırakalım. Çünkü gönül almak, en büyük ibadetlerden biridir. İmamı Şafi hazretleri; “kırk alimi ikna ettim de bir cahili ikna edemedim .”sözü ile de bu inatçılık hastalığının cahillikle de irtibatlı olduğu anlaşılmaktadır.

        Kıymetli okurlarım! İnatçılık ile ilgili tarihte yaşanmış bir olayı sizlere aktarmak istiyorum. Edirne ilimizde bulunan ve Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği 1569-1575 tarihinde inşa edilen ve UNESCO dünya mirası listesinde bulunan 16.yüzyıl Osmanlı şaheseri olarak kabul gören Selimiye cami için Cami için seçilen arazide bir kadının lale bahçesi olduğunu görür. Kadın bu yeri vermek istemez, oldukça inatçı (ters) davranır. Uzun uğraşlar sonunda razı olur ama bir şart koşar: “Benim de hatıram burada yaşasın.” Bunun üzerine Mimar Sinan, o kadını simgelemek için sütuna lale motifi işler, fakat kadının ters mizacını anlatmak için laleyi ters şekilde yapar. İnsanın nefsini, İnat ve dünya sevgisini, Aynı zamanda bir hatırayı unutmamayı, caminin  içine girildiği zaman içerideki sütunda bu ters lale görülebilmektedir…

  İnattan uzak, İnatçılardan Uzak kalmak Dileğiyle.. Selam ve Dua ile Kalın…