HELAL LOKMA YEMEDEN ASLA…  

DETSELİ MEHMET CEVİZ HOCA mehmetceviz69@hotmail.com

   Değerli okur kardeşlerim! Diyeceksiniz ki “Helal lokma yemiyor muyuz? Elbette hayır! Kendini bilen her insan helal yemeye ve ailesine helal rızık kazanmak için alınteri döker, çalışır çabalar. Gelin görün ki, bizler farkına varmadan, anlamadan maalesef haramlara yönlendirme yollarını döşeyenlere uyu veriyoruz. Örneğin: önceleri yakınından dahi geçilmeyen, faiz promosyon geciken faturaların faizlenmesi, ticaretteki bariz yanlışları önemsemiyor ve es geçiyoruz. Alış  verişte ve diğer birçok  iktisadi ilişkilerdeki hatalar gün yüzüne çıkmış durumdadır. Kazançlarımızı hiç incelemiyoruz. Çiftçi  öşürü , kazancın zekatını vermeyi hiç düşünmeyen yığın insanlar mevcut.  Kırk takla atıp vergiden kendini sıyırmaya çalışanlar v.s. Hiç dikkat etmiyoruz. Yüce Allah(c.c) şöyle buyurur: “Ey insanlar! Yeryüzünde  bulunan maddelerin helal ve temiz olanlarından yiyin: Şeytanın  peşinden gitmeyin, çünkü o apaçık düşmanınızdır.”(Bakara suresi 168)Bununla birlikte Allah Resulü(s.a.v) ise şöyle buyuruyor: “Helalinden ye ki duan kabul olsun.’(Taberani el mu’cemu’l -evsat vı.310) “Sizden birinin ağzına toprak koyması, Allah’ın haram kıldığı bir şeyi yemesinden daha iyidir.”(İbn Hanbel II.258) “Öyle bir zaman gelir ki, kişi malını helalden mi, haramdan mı kazandığına hiç aldırış etmez.”

Ve yine büyüklerimiz şöyle ifade etmişler: “Haram kazanç kapıdan girince ,Allah’ın rahmeti kapıdan çıkar.O evde ne huzur, ne de bereket olur.” tüm bunları düşünüp kafa yorduğumuzda, tamda bu zamana işaret etmektedir. “Kork Allah'tan korkmayandan.” Sözü gereği de, Haram yiyen, haram ile iştigal eden  bünyeli bir insan her türlü pisliği yapabilmesidir. Haram ile beslenen bir kişi sadece kendine değil mutlak yakın ve uzak çevresine de zarar verir. Güncel olması nedeniyle, orman yangınlarının çoğunlukla insan tarafından kaynaklandığı istatistiklerde görülmektedir. Elinde, arabasında çöp olan birisinin çöp kutusu buluncaya kadar elinde ve yanında tutan ile, rastgele çöpü atan insan arasında, insanlık adına kalın bir çizgi bulunmaktadır. Bu çizgi şerli olmak ile hayırlı olmak ilkesidir. Örneğin piknik yapıp ateşi tam söndürmeden çöplerini olduğu gibi darmadağınık bırakıp giden, arabadan veya normal halde sigara izmaritini atan, zıkkımlandığı sonrada ormana veya mesire yerlerine pet şişe, soda ve alkol şişelerini atan ve önemsemeyen, ot topluluğunu veya ekin tarlasında kalan anızları yakan insanlar normal insanlar mı?  Sizce bence değildir. Bunlar ya haramzade ya da ahmak yapılı insanlar olduğunu bilmek gerekir. Onlara sert cezalar verilmelidir. O kadar insanımız yangınlarda vefat edip şehit oluyorlar. Küçük büyük tüm canlılar yangınlarda  cayır cayır yanıp yok oluyor. İşte bu durumda ormanlara, yukarıda saydığımız ahlaksızlığı  yapanlara ahirette enselerinden yakalanıp elim ve dehşetli cezaları, Allah onlara tattıracaktır. Helal lokma yemenin ana rahmine düşme ile başlayan ve son nefese kadar devam edilmesi gereken insan için çok hassas olması ve rızık kazanmada başa yazılması gereken ana unsurdur. Şimdi siz okur kardeşlerime, bir insanın başından geçmiş ve anılarında yazmış olduğu helal lokma ile ilgili gerçek yaşanmış ve ibret alınması gereken  hikayeyi aktarmak istiyorum.

           “Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş .O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara’da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için çabalarsınız. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı “Üstü kalsın kardeşim” dedim. Döndü bana doğru: “Vaktin var mı ağabey ?” dedi. “Evet” dedim (tek ayağım hala dışarıda) Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş. “Birader” dedim,”9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden?”- “Ne alacağım ağabey 50 kuruşu!” -Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim. ”Döndü bana, attı kolunu arkaya:- “Vaktin var mı ağabey? ”“Var.”- Çek kapıyı o zaman.”5 dakika konuştuk. İngiltere’de Profesöründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler: ”

-“Ağabey biz Keçiören’de 5 kardeşiz. Babam rençberdi, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık. ”“Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize” Durun kalkmayın” derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı. ”“Aha” dedim, “Bizim meslekten”, seminerci.- “Ne anlatırdı baban ?” - “Hayatta nasıl başarılı olunur ?” ”O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.”-Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantolonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp “Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın” diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı, ”Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır” derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz?”- “Ne bıraktı?”- “Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : “Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın.” Falan filan…“Ağabey, aradan 15 yıl geçti…” “Diğer babanın 2 oğlu şu anda cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı. ”“Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var. Hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var.” “Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :- “Asıl mirası bizim baba bırakmış. ”“Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 kuruşu evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah’a şükür. ”Çok duygulandım, veda ettim. Tam ineceğim:- “Dur ağabey, asıl bomba şimdi!”- Nedir bomban ?”- Nerede oturuyoruz biliyor musun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz. ”Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız.

      Bakın iki babadan  evlatlarına değer kavramları bırakmışlar. Birisi kerim, diğeri hayır. Allah bizlere ve kalanlarımıza helal lokma değer kavramını bırakmayı ihsan eylesin. Nerede ve hangi konumda olursanız olun helal lokma yiyin ve evlatlarınızı helal lokma ile yetiştirin. Selam ve Dua ile Kalın…