MEVLEVİLİKTE SEMBOLLER

Semboller hayatımızı ve düşünce dünyamızı kolaylaştıran etkenlerdir. Hayatımızın her yönünde sembollere ihtiyacımız vardır. En basitinden trafikte araç kullanırken bizi yönlendiren trafik levhalarındaki sembollerin, yol çizgilerinin işimizi kolaylaştırdığını görmekteyiz.
Bir yerin ya da bir bölgenin İslam ülkesi olup olmadığını anlamak ancak orada İslam'a ait simge ve sembollerin bulunmasıyla mümkün olabilmektedir. Bu simge ve sembollerin en görünenlerinin başında camiler ve onlara ait minareler gelmektedir.

Din de, tasavvuf da sembollerle yaşar.
Hristiyanlığın simgesi olan "haç" ve Yahudiliğin simgesi olan "yıldız"a karşılık, İslam'ın simgesi ve alameti olan "hilal" İslami yapıların üzerinde bulunur.
Geleneksel el sanatlarımızın hemen her alanında kullanılan lale, gül ve karanfil motifleri özünde derin manalar içeren sembollerimizdir. Lale Allah (cc)'ın birliğini, Gül Peygamberimiz (sav)'i, Karanfil ise Hz Ali'yi sembolize eder.

İslamiyette ibadetler arasında bir takım semboller olduğu görülmektedir. Meselâ hac, baştan sona sembollerle dolu bir ibadettir. Bir semboller haritasıdır âdeta. Tavaf, sa’y, şeytan taşlama, Arafat’ta vakfe vb. hac ile ilgili fiil ve davranışların hepsi de sembolik anlamlar taşımaktadır.
Bilindiği gibi hac ibadeti baştan sona kadar sembollerle dolu bir ibadettir.

İhram, makamdan, mevkiden ve tüm imtiyazlardan soyunmanın simgesidir. Hacca gelenler, sosyal ve ekonomik statülerini gösteren dünya elbiselerini, makam ve mevkilerini ortaya koyan üniformalarını, zevklerini, kültürlerini ve karakterlerini yansıtan her türlü süs ve ziyneti bir kenara bırakıp, Allah önünde herkesin eşit olduğunu sembolize eden iki basit giysiye bürünmüş olurlar.
İhram, ölen her Müslüman’ın giyeceği kefeni sembolize eder. Hacı, dünyada iken ölüm elbisesine yani ihrama bürünür, mahşer gününe gider gibi kefen giyer.

Kâbe bir semboldür. Bu sembole yaklaşırken Rabbimize yakınlığımızı ölçmeliyiz. Mesele, yalnızca fizikî planda Kâbe’nin yanında olmak değil, kişinin bu fizikî yakınlığı Rabbine olan manevî yakınlığını artırmaya vesile kılabilmesidir.

Tavaf, sözlükte bir şeyin etrafında dönmek ve dolanmak demektir. Kâbe etrafında dönerek gerçekleştirilen tavaf, kâinatın ve yaratılışın özeti, teslimiyetin ve ilâhî takdire boyun eğişin sembolü sayılır.
Sa’y; “Şüphesiz Safâ ve Merve, Allah’ın sembollerindendir.” (Bakara, 2/158)
Safâ ile Merve Kur’an’da “Şeâirullah” yani “Allah’ın sembolleri” olarak adlandırılmaktadır. Hacda yapılmakta olan sa’yin aslı, Hz. Hacer’in henüz süt emen oğlu İsmail için su ararken bu iki tepe arasında koşması hadisesine dayanır. Burada annelik şefkatine ve sevgisine İslam’ın verdiği değeri simgeleyen temsilî bir hareket yaşanır.
Taşlama, bir anlamda şeytana karşı girişilen bir savaşı sembolize eder. Hacı her bir taşı, nefsine, şehvetine ve şeytana karşı fırlatır
Günümüzde hacı, taşlama yaparken, hem Hz. İbrahim’in rolünü üstlenmekte, hem de Hz. Peygamber’in sünnetine uymaktadır. Her ne kadar elinde biriktirdiği taşları, şeytanı temsil eden taş yığınlarına fırlatsa da, hakikatte şeytan kendisini han­gi zayıf noktalarından aldatıyorsa, onları düşünerek atmalıdı

Mesnevî’de Hz. Mevlâna hayvan metaforlarındaki sembollerle hikayelerle mesajlar vermektedir;
Mesnevî’de aslan, genellikle Mürşit ya da İnsan-ı Kamil’i simgeler.
Kurt metaforu kanaat sahibi olmayan, tamahkâr, bencilliği yok edecek kadar hırs sahibi, haset sahibi olan şeytanın kurtlaşmış şeklidir.
Horoz, iblisin Allah’ın kullarını aldatmak için kullanacağı en büyük silahı olan şehvetin simgesi olarak görür.
Ceylan; masumiyetin, nazikliğin ve hak terbiyesi almış kişilerin simgesidir.
Günümüz dünyasında yapılan ritüeller, insanî değerler, sosyal-kültürel algılar ve gelenekler insanın akıl ve anlayışının ötesinde olan manevî anlamlar taşımakta olup genellikle onlara işaret eden semboller aracılığıyla, bu temsiller sayesinde asırlar boyunca korunabilmiştir.
Çeşitli manevi uygulamalarda, kimi zaman anlatılmak istenen mânâ o kadar yoğundur ki remizlere başvurmak bir bakıma zorunlu hale gelmektedir. Çünkü söz konusu remizlerle mutlak gerçeklik, ortalama beşer idrakine sunulmaktadır.
Semâ eden Semazenin taşıdığı sembolik anlamların, Mevlevîlik usûllerinin yanı sıra geleneksel tasavvuf kültürünün ve bilhassa Anadolu manevî geleneklerinin etkisiyle şekillendiğini görmekteyiz.
Semânın içerdiği sembollerde semâzen kıyafetleri, semâ meydanının şekli, kırmızı post, âyinde kullanılan sazlardan oluşan maddî unsurlar yanında Naat-ı Peygamberî’nin okunması, devr-i veledî, hırka gibi semâda kullanılan araçların ve semâhanenin öpülmesi, dairesel hareket, şeyhin adımlarını takip etmek ve dört selamdan oluşan fiilî unsurlar yer almaktadır.
Daire şeklindeki semâhane, ahirette ruhların mezarlarından kalkıp dirildiği mahşer meydanını sembolize eder.
Diğer taraftan dairesel bir alan olan semâ meydanı kâinatı temsil eder.
Kırmızı Post, Semâ meydanında yer alan kırmızı post, şeyhin âyin esnasındaki yerini belirlemekle birlikte makamını ve onun nezdinde Hz. Mevlânâ’yı temsil etmektedir.
Mevlevîlikte Mevlânâ’yı temsil eden postun renginin kırmızı olması, kırmızının vuslat (kavuşma), zuhûr ve tecellî rengi olarak kabul edilmesinden kaynaklanmaktadır. Hz. Mevlânâ, 17 Aralık 1273 Pazar günü akşamüstü Güneş batarken, yani ufuklar kızıl rengi almışken vefat ettiği için kırmızı, Allah’a kavuşmayı yani vuslatı simgelemektedir.
Darb-ı celâl; Semâ âyîninin ilk aşamalarından biri olan ney taksiminin tamamlanmasının ardından kudümzenbaşı kudüme birkaç defa vurur. Bu vuruş, Allah’ın yaratmayı dilediği şeye “ol emri” vermesini temsil etmektedir.
Semâ sırasında tennûrenin eteklerinin açılmasıyla ortaya çıkan görüntü Arap alfabesindeki lâm-elif harfinin ters dönmüş şekline benzemektedir. Arapça olumsuzluk anlamındaki bu harf, Allah’tan başka ilah olmadığının yani tevhidin sembolik ifadesidir.
Ney; Nefes/nefha ve üfleme tabirlerine tasavvuf geleneğinde verilen sembolik anlam, ney ile ifadesini bulmuştur. Bu noktada üflemeli bir saz olan ney, öteden beri Türk mûsikîsinin ve özellikle tekke mûsikîsinin vazgeçilmez enstrümanı olmuştur.
İnsan-ı kâmil : Mesnevinin ilk on sekiz beytinde anlatılan ve işlenen “ney” aslında insanı ve onun ideal mahiyetini sembolize etmektedir.

Devr-i veledî, semâ âyininin na’t-ı şerîfin okunmasının ardından icrâ edilen ilk kısmıdır. Semâzenlerin postnîşîni takip ederek ağır, ritmik ve zarif adımlarla çalınan peşrevin ritmine uyum sağlayarak üç turda yaptıkları devr-i veledî, aynı zamanda semânın ilk dairesel hareketidir. Daire, Aynı zamanda daimi olarak süren bir devri çağrıştırdığı için sonsuzluğun da sembolü olarak kabul edilmektedir.
Semâzenlerin semâ meydanında semâ ettikleri dört selamdan oluşan kısım da dairesel hareketin bir başka örneğidir. Selamlardan ilki insanın Allah’ı ve ona kulluğunu idrak etmesi, ikincisi Allah’ın kudret ve yüceliği karşısında hayran olması, üçüncü selam hayranlık duygularının aşka dönüşerek tam manasıyla Hakk’a teslim olması ve kendi benliğini yok etmesidir. Dördüncü selam ise manevî yolculuğunu tamamlayan insanın en kıymetli makam olan kulluğa geri dönüşüdür. Selamların dört aşamadan oluşması, tasavvufî kültürde dört kapı kırk makam şeklinde ifade edilen şeriat, tarikat, hakikat, marifet tasnifiyle de örtüşmektedir.

Mukabele baştan başa tevhîdin remzidir. Semâzenin hırkası mezarını, başındaki sikkesi (külahı) mezar taşını ve aynı zamanda tevhîdi, sırtındaki tennûresi (beyaz elbise) kefenini temsil etmektedir. Semâzen dünyadan soyutlanmış, mânâ âleminde hakikati aramaktadır. Daire şeklindeki semâhane, ahirette ruhların mezarlarından kalkıp dirildiği mahşer meydanını sembolize eder.
“Mûtû Kable ente Mûtû” (Ölmeden önce ölünüz) Hadisi Şerifini tefekkür eden Semazen ölümden sonra yeniden dirilmeyi üzerindeki hırkayı çıkarıp beyaz tennuresinin kefeni simgelediğini başındaki sikkesinin mezar taşı olduğunu ve Allah’a doğru bir yolculuk başladığını tefekkür ederek Sema ile zikre başlar.

Tennûrenin kefeni temsil etmesi aynı zamanda Kâbe de Hac ve Umre niyetiyle bulunanların giymiş oldukları ihram kıyafeti ile de benzeşmektedir. Oradaki niyet de İhram’ın kefeni temsil etmesi ve mahşerin provası yaşanmaktadır.
 

fahri özçakıl mevlevilikte semboller