ÇAVDAR; "MÜZELER GEÇMİŞLE GELECEK ARASINDA BİR KÖPRÜDÜR"
İstasyon Haber Gazetesi olarak, her hafta olduğu gibi bu hafta da Akşehir'in kültür zenginliklerini tanıtmaya devam ediyoruz. Gazetemiz köşe yazarlarından Kürşad Tuncalı'nın halk arasında Taş Medrese olarak bilinen Taş Eserler Müzesi Müdürü Sevcan Çavdar'la gerçekleştirdiği röportajı yayılıyoruz.
Halk arasında Taş Medrese olarak bilinen Taş Eserler Müzesinin, Medrese olduğu dönem hakkında bilgi verebilir misiniz?
Medrese, Taç kapısı üzerindeki kitabeye göre, 648 Hicri, 1250 yılında Selçuklu baş veziri Sahip Ata Hüseyin oğlu Fahrettin Ali tarafından külliye olarak yaptırılmıştır. Medrese, mescid, türbe, imaret, hankah, ve çeşmeden oluşan büyük bir külliye şeklinde inşa edilmesine rağmen günümüze sadece medrese, mescid ve türbe kısmen sağlam olarak gelebilmiştir. Yapının darüşşifa olarak kullanıldığı bilinmektedir.
Medrese açık avlulu, eyvanlı bir plan şemasına sahiptir. Güneybatıdan anıtsal bir taç kapıyla girilen dikdörtgen avlu revaklarla çevrilmiş, medrese teşkilatı bu revakların arkasında sıralanmıştır. Girişin tam karşısında yazlık dershane olarak kullanılan baş eyvan ile iki yanında kapalı (kışlık) iki dershane yer almaktadır. Güney kanattaki dört öğrenci odası ve ortada bulunan bir eyvana karşılık, kuzeyde ortada bir eyvan bitişiğinde türbe diğer tarafında çilehane ve küçük bir hücre bulunmaktadır. Girişin hemen sağında bulunan geniş iki mekânın Darulkurra (Kur’an evi) olarak kullanıldığı düşünülmektedir.
Müzenin Kuruluş aşaması ve amacı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Akşehir’de müzecilik; 1946 yılında Belediye Başkanlığı’nca İbrahim Hakkı KONYALI’ ya, ilçe tarihi yazma görevi verilmesi ile başlar. KONYALI’ nın kültür varlıkları üzerinde çalışması, dikkatlerin bu yöne çevrilmesini sağlar. Özellikle mezar taşları ve diğer kültür varlıkları toplanılmış ve bunların, o tarihlerde boş bulunan İmaret Camii’de korumaya alınması sağlanmıştır. Bu eserlerin, derlenip koruma altına alınması görevi de, Maarif memurluğunca atanan, bir memura verilmiştir. 1950 yılında İmaret Camii’nin ibadete açılması üzerine, eserler Taş Medreseye taşınmıştır. Taş Medrese 1960 yılı başlarına kadar, Maarif memurlarının sorumluluğunda müze-depo olarak işlevini sürdürür. Milli Eğitim Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğünce bir müze memuru atanmasıyla asıl müzecilik başlar. Daha sonra, Taş Medresenin onarımına başlanır ve 08 Haziran 1965 tarihinde Arkeoloji Müzesi olarak resmen ziyarete açılır.
Müzede Neler sergileniyor?
Akşehir’deki ilk müze binası olarak kullanılan Taş Medrese, 1960-1965 yılları arasında ve 1971 yıllarında kapsamlı restorasyon çalışmalarına tabi tutulmuş fakat yapılması gereken restorasyonun, ancak yarısı tamamlanabilmiştir. 16.07.1986 tarihine kadar Arkeoloji Müzesi olarak kullanılan ve onarım nedeni ile ziyarete kapatılan müzede, Neolitik dönemden itibaren kesintisiz bir kronoloji ile Osmanlı dönemi sonuna kadar gelen eserler koruma altında tutulmaktaydı. Hacim ve boyut bakımından büyük taş eserler burada korunmaya devam edilirken, Arkeolojik ve Etnografik Eser depolarındaki eserler, restorasyonu tamamlanan ve 2007 yılında açılan Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesine taşınmıştır.
Taş Medresenin, “Taş Eserler Müzesi” olarak düzenlenmesi, restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmaları, Konya Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından tamamlanarak 24 Aralık 2020 tarihinde açılışı gerçekleştirilmiştir. Müzede tarihsel bütünlük oluşturması açısından Akşehir ve çevresinden toplanan Türk-İslami dönem mezar taşları, sandukalar, kitabeler ve taş eserler sergilenmektedir. Müzede ayrıca medrese yaşamı, eğitimi ve taş işçiliği canlandırmalarının gösterildiği teşhir odaları bulunmaktadır.
Müzenin, ücret, ziyaret günleri, ziyaretçi durumu ve yıllık ortalama istatistiki bilgileri hakkında neler söylersiniz?
İlçemizde bulunan her üç müzemiz de ücretsiz olarak ziyaret edilebilmektedir. Aynı şekilde üç müzemiz de pazartesi (Temizlik Günü olması nedeniyle) hariç haftanın diğer günleri açıktır. Müzemize gelen, Ziyaretçilerimizden talep edilmesi durumunda kendilerine rehberlik edilerek, müzemiz hakkında detaylı bilgiler verilmektedir. Genellikle yerli ziyaretçilerimiz olmakla birlikte, ilçemizde bulunan okullarda eğitim gören öğrenciler, ziyaretçilerimizin ağırlıklı bir bölümünü oluşturmaktadır. Yıllık ortalama 15.000-20.000 arasında ziyaretçiyi ağırlamaktayız. Özellikle, müzeler haftası, Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri, Ulusal Bayramlar ve Dini bayramlarda ziyaretçi yoğunluğumuz artmaktadır.
Peki son olarak müzelerin eğitimdeki rolü ve önemi hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?
Müzeler; geçmişe ait nesneleri toplama, koruma, belgeleme ve sergileme görevini üstlenen kurumlar olmanın yanı sıra, toplumun eğitim düzeyini artırma, estetik duyarlılığı geliştirme, bugün, geçmiş ve gelecekte yaşananları/yaşanacakları açıklama, yorumlama, karşılaştırma, toplumsal değişimleri yönlendirme ve kişilerin eğlenerek, hoş vakit geçirerek zamanını değerlendirme amaçlarını da yerine getirme sorumluluğu olan kurumlardır.
Müze eğitimi özellikle zaman ve mekân içinde kendini ve insanları anlama, kültürel mirası devam ettirme, geçmişi, bugünü ve geleceği anlamlı bir biçimde ilişkilendirme, kültürel varlıkları ve eski eserleri anlama, koruma ve yaşatma, kendi kültürünü ve farklı kültürleri çok yönlü ve hoşgörülü bir yaklaşımla tanıma ve anlama, müzelere yaşayan kurum niteliğini kazandırma, kültürlerarası anlayış ve empati geliştirme gibi hedeflere hizmet eder.
Müze eğitiminin gelişmesinde müzelerin bir eğitim ortamı olarak kullanılmasının önemli yeri vardır. Müze eğitimi; müzenin amacını ve niteliklerini, sergileri, sergilenen sanat eserlerini, müze ortamını, müze çevresini, müze ile insanlar arasındaki ilişkiyi ve müzenin disiplinler arası yönlerini ele alırken müzenin aktif bir öğrenme ve gelişme alanı olarak kullanılmasını içermektedir.
Müzelerimizde imkânlar doğrultusunda, bu amaçlar için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Özellikle ilköğretim çağındaki öğrencilerimize yönelik deneysel arkeoloji, anlatım, sunum, boyama vb. sanatsal etkinliklere yer verilmektedir.