AKŞEHİR'DE SKANDAL: NASREDDİN HOCA'YI EŞEĞİNDEN İNDİRİP DEVEYE BİNDİRDİLER!

Akşehir'de bir dernek tarafından hazırlanan Nasreddin Hoca figürlü saat, şehirde kültürel miras tartışmasını da beraberinde getirdi. Saatte Nasreddin Hoca'nın geleneksel eşeği yerine deve üzerinde tasvir edilmesi, 'Nasreddin Hoca'nın kültürel kimliğine müdahale' olarak değerlendirildi.

Reklam
Reklam

Akşehir’de faaliyet gösteren Akşehir ve Yöresi Yörükleri Yardımlaşma, Dayanışma ve Kültür Derneği (AKYÖRDER) tarafından tasarlanan Nasreddin Hoca figürlü bir saat; Akşehir Belediye Başkanı Ahmet Nuri Köksal başta olmak üzere Ankara’da Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan’a ve çeşitli milletvekillerine takdim edildi. Ancak bu hediyenin içerisinde öyle bir kültürel garabet vardı ki, ne yazık ki ne saati alanların ne de verenlerin dikkatini çekmişe benziyor.

Çünkü söz konusu saatte, yüzyıllardır eşeğine ters binmiş haliyle Türk milletinin hafızasına kazınan Nasreddin Hoca, eşeğinden indirilmiş ve bir devenin üzerine oturtulmuştu.Daha da vahimi, Akşehir’in en büyük kültürel değeri olan Nasreddin Hoca’nın böylesine keyfi ve tarih dışı bir tasvirle sunulmasına karşı şehirdeki hiçbir yetkilinin itiraz etmemesi oldu.

Nasreddin Hoca yalnızca Akşehir’in değil, bütün Türk dünyasının ortak mirasıdır.

Anadolu’dan Balkanlara, Kafkaslardan Orta Asya’ya kadar milyonlarca insan onu eşeğine ters binmiş haliyle tanır. Özbekistan’ın Buhara ve Taşkent şehirlerinde bulunan Nasreddin Hoca heykelleri de aynı kültürel hafızanın ürünüdür. Çünkü Nasreddin Hoca’nın eşeği, sıradan bir hayvan değil; onun dünyaya farklı açıdan bakışını, hikmetini ve irfanını simgeleyen ayrılmaz bir semboldür.

Hal böyleyken Nasreddin Hoca’yı eşeğinden indirip deveye bindirmek; sadece bir tasarım hatası değil, sekiz asırlık bir kültürel mirasa karşı gösterilen vahim bir duyarsızlığın göstergesidir.Daha açık ifade etmek gerekirse; Nasreddin Hoca’yı tarihî ve kültürel kimliğinden koparıp deveye bindirmek ile fıkralarındaki derin tasavvufi ve ahlaki öğretileri yok sayarak onu sadece güldüren bir mizah karakterine dönüştürmek arasında hiçbir fark yoktur. Her iki yaklaşım da aynı zihniyetin ürünüdür. Biri şekli bozarken diğeri ruhu yok etmektedir.

Bugün Hoca’yı eşeğinden indirip deveye bindiren anlayış, yarın Mevlânâ’ya Yörük keyfiyesi takıp kıl çadırın önüne oturtursa buna da mı sessiz kalacağız? Ondan sonraki adım ne olacak? Yunus Emre’yi yeni moda anlayışlara göre yeniden mi tasarlayacağız? Hacı Bektaş-ı Veli’yi de başka kültürlerin kalıplarına mı sokacağız?Kültürel miras, herkesin kendi zevkine göre şekillendireceği bir oyun hamuru değildir.

Bu nedenle Akşehir Belediye Başkanı Ahmet Nuri Köksal başta olmak üzere Nasreddin Hoca Turizm Derneği’ni, şehrin siyasi temsilcilerini ve kültürden sorumlu tüm kurumları bu konuda açıklama yapmaya ve Nasreddin Hoca’nın kültürel kimliğine sahip çıkmaya davet ediyoruz.

AKYÖRDER Başkanı Sayın Yaşar Örs’e de şu soruyu sormak gerekiyor:
Keşke Nasreddin Hoca’yı deveye bindirmeden önce, derneğinizin yayın organı Gıncırak Dergisi’nin yayın kurulu üyesi olan Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’na bu tasarımın tarihî ve kültürel karşılığını da sorsaydınız .


Yörük-Türkmen kültürüne mensup bir kişi olarak meselemiz asla Yörük kültürü değildir. Tam tersine, Yörük kültürü de Türk milletinin en önemli değerlerinden biridir. Ancak bir kültürü yüceltmenin yolu başka bir kültürel değerin kimliğini bozmak değildir.Bugün Akşehir’de bir dernek Nasreddin Hoca’yı deveye bindirirse, yarın başka bir şehirde birileri Mevlânâ’yı farklı bir kimliğe büründürür, öbür gün başka bir tarihî şahsiyet başka amaçlarla yeniden şekillendirilir. Bu anlayışın sonu kültürel zenginlik değil, kültürel yozlaşmadır.

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıllarda Başkan Nuri Köksal, bir konuşmasında Nasreddin Hoca’nın rüyasına girdiğini ve “Torunum Nuri, Uğur torunuma söyle de türbemin tapusunu Akşehir’e geri versin” dediğini anlatmıştı.
İnsan sormadan edemiyor:
Acaba Nasreddin Hoca bugün yine rüyaya girse;“Torunum Nuri, benim Karakaçan’ım deve kervanlarına yol gösterirdi. Beni niçin onun sırtından indirip de bir devenin üzerine bindirdiler? Buna neden sessiz kaldınız?” demez miydi?


AKYÖRDER’in sosyal medya paylaşımında deve üzerindeki Nasreddin Hoca figürlü saati tebessümle kabul eden Başkan Köksal’ın herhangi bir itiraz göstermemesi, bu soruların daha yüksek sesle sorulmasına neden oluyor.Bu yıl Uluslararası Nasreddin Hoca Şenlikleri’ne üç haftadan az süre kalmışken henüz kapsamlı bir program açıklanmamış olması da ayrı bir tartışma konusu.

Oysa seçim döneminde Akşehir’e yeniden gülmece trenleri, dünya çapında tanıtımlar, büyük kültürel projeler ve ses getirecek organizasyonlar vaat edilmişti. Bugün gelinen noktada ise kamuoyu, dünyanın en büyük mizah filozoflarından biri kabul edilen Nasreddin Hoca’nın neden deveye bindirildiğini tartışıyor.Ne yazık ki Akşehir’in gündemine kültürel vizyon projeleri değil, kültürel savrulmalar damga vuruyor.

Son olarak, 6 Ekim 2025 tarihinde Akşehir’i ziyaret eden Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’a ilettiğimiz, Akşehir Otogarı önündeki Nasreddin Hoca heykelinin restore edilmesi talebimizi de yineliyoruz.

Akşehir’in görevi, Nasreddin Hoca’yı yeniden tasarlamak değil; onu asırlardır yaşadığı şekliyle, ruhuyla, hikmetiyle ve hafızalardaki yeriyle gelecek nesillere aktarmaktır.Aksi halde bugün deveye bindirilen yalnızca Nasreddin Hoca olmayacak; yarın Akşehir’in kültürel hafızası da aynı devenin sırtında bilinmez bir istikamete doğru yol alacaktır.Devriş Ahmet Şahin

akyörder nasreddin hoca deveye biner mi akşehir belediyesi nuri köksal nasreddin hoca ve turizm derneği